Polonyalı Filozof Zygmunt Bauman -> "Akışkan modernite" , tek bir kimliğe, yere ya da topluluğa bağlanmak istemediğimizi, bu nedenle sıvı gibi, gelecekteki herhangi bir şekle uyum sağlayabilecek bir durumda kaldığımızı açıklıyor.Sadece biz değil, etrafımızdaki dünya da sıvı gibidir. Hiçbir işin ya da rolün, fikrin ya da davanın, grubun yada kurumun uzun süre aynı biçimde kalacağına güvenmiyoruz ve onlar da bize güvenmiyorlar....Akışkan modernite:Sonsuz gezinme modu'dur.
Bir şeye ilginizi kaybettiğinizde şeçeneklere sahip olmak harikadır ama bir şeçenekten diğerine ne kadar çok atlarsan, herhangi bir seçenekten o kadar az tatmin olduğumu öğrendim ben...ve son zamanlarda en çok, yeniliğin heyecanından çok, arkadaşlarla yemek yenilen o mükemmel salı gecelerini istiyorum ben.O uzun zamandır tanıdığınız, daha iyi birini buldukları için sizi asla bırakmayacak olan arkadaşlar...
"Bağlılık karşı kültür"...günümüzün baskın kültürünün bizi yapmaya zorladığının tersi...burada bahsettiğimiz türden insanlar asidir...Bazı şeylerle aralarında ilişkiler kurarlar.Ve bu ilişkilere duydukları sevgiyi, onlar için uzun süre çalışarak, onlar uğruna kapıları kapatarak ve seçeneklerden vazgeçerek gösterirler.
Hayatın bize sunduğu şey genellikle budur: büyük, cesur anlar değil, kendi anlamımızı yaratmamız gereken küçük, sıradan anlardan oluşan bir akış.
Sevdiklerimiz, adanmışlık konusunda ustalaşmış kişilerdir...elli yıldır var olan o köşebaşı pizzacısı, spor alanında Michael Jordan'ın Bulls'u, Serena Williams...
Tüm bu çözülmeye rağmen - derinlik yerine yeniliğin, topluluk yerine bireyselliğin, amaç yerine esnekliğin - kültürümüz halen evliliği ve ebeveynliği kutsal, ölmekte olan bağlılıkların sonuncusu olarak görüyor.
Günümüz dünyasında çözülmesi gereken çok büyük sorunlar, reform yapılması gereken sistemler, yeniden inşa edilmesi gereken kurumlar ve onarılması gereken gedikler var...bu zorlukların üstesinden gelmenin önündeki en büyük engel, bu zorlukların üstesinden gelmeye kendini adamış yeterli sayıda insanın olmamasıdır...Adanmışlık dünyayı değiştirmek için atılması gereken ilk adımdır ve adanmışlık konusundaki korkularımız bu adımı atmamıza engel olmaktadır.
Değişim için neden adanmışlık gereklidir? Çünkü değişim hızlı değil, yavaş gerçekleşir...değişim zaman aldığında daha fazlasına, uzun soluklu bir çabanın başa bela olabilecek can sıkıntısı, dikkat dağınıklığı, yorgunluğu ve belirsizliği aşmamızı sağlayacak bir şeye ihtiyacımız olur...Bağlılık.
...Özü itibariyle bağlılık çoğunlukla zamanımızı kontrol altına almakla ilgilidir.Zamanımızın uzunluğunu ölüm kontrol eder.Ama zamanımızın derinliğini biz kontrol ederiz.Bağlılık hayatımızın sınırlı uzunluğu karşısında sınırsız derinliğin peşinden gitmeyi seçmektir.
Bir şeye adanmayı seçtiğimizde kutsal bir şey yapmış oluruz
Sonsuz Gezinme Modu'nun hazzı
- Esneklik - artık birşey beğenmediğinizde oradan ayrılabilme becerisi - gezinmenin en keyifli yanı...Çoğu zaman büyük bir rahatlamadır...keşif için bir önkoşuldur.
- Özgünlük -kişinin gerçek benliğini yansıtmayan kalıtsal bir bağlılıktan kurtulmanın özgünlüğü
- Yenilikçilik - ne zaman yeni birşey denesek heyecan duyarız.
Sonsuz Gezinme Modu'nun sancıları
- Felç - ne kadar çok seçeneğiniz olursa...o kadar az tatmin olursunuz ve bağlanma konusunda güveniniz o kadar azalır...Psikolog Barry Schwarts->"Bolluk Paradoksu"..bir noktada "şeçim artık özgürleştirmiyor, zayıflatıyor."...bize aşırı sorumluluk yükler, beklentilerin yükseltilmesi anlamına gelir...Asla ulaşamayacağımız bir tatmin duygusunun peşinden koşarız."Arzu için dur durak yoktur, kendi içinde sozsuzdur.."
- Anomi - yalnızlığı, yani hiçbir şeyle bağlantınızın olmamasının ve beklentiye sahip olmamanın verdiği rahatsızlık
- Sığlık - uzun süre bağlı kalmanın getireceği daha derin deneyimleri kaçırırız..Sürekli bir bağlılık, dünyamıza şekil verebilmemizin, önemli olanı önemsiz olandan ayırabilmemizin tek yolu budur.
- Kalıcılık - derinliğin kaba bir ölçüsüdür.
