Yeni kameram :-)
Sadece okuduğum kitaplar, makaleler, beğendiğim müzikler ve biraz da farklı başlıklar...
adsense
16 Ocak 2021 Cumartesi
30 Aralık 2020 Çarşamba
Masumiyet Müzesi
Füsün; 'Bana yalan söylemeni isterdim aslında...Çünkü insan ancak kaybetmekten cok korktuğu bir şey için yalan söyler.'
Aslında kimse, onu yaşarken hayatının en mutlu anını yaşadığını bilmez.Bazı insanlar kimi coşkulu anlarında hayatlarının altın anını 'şimdi' yaşadıklarını içtenlikle düşünebilir ya da söyleyebilirler belki, ama gene de ruhlarının bir yanıyla bu andan da güzelini, daha da mutlu olanını ileride yaşayacaklarına inanırlar.Çünkü özellikle gençliğinde hiç kimse bundan sınra her şeyin daha kötü olacağını düşünerek hayatını sürdüremeyeceği gibi,insan eğer hayatının en mutlu anını yaşadığını hayal edebilecek kadar mutluysa, geleceğin de güzel olacağını düşünecek kadar iyimser olur.
...en mutlu anı işaret ettiğimizde, onun çoktan geçmişte kaldığını, bir daha gelmeyeceğini, bu yüzden acı verdiğini de biliriz.Bu acıyı dayanabilir kılan tek şey, o altın andan kalma bir eşyaya sahip olmaktır.
'...Oğlum, bir kadına, zamanında, iş işten geçmeden iyi davranmayı bilmek lazım."
...ben mutluluğumu, onu korumak için değil, derinden derine yaklaşmakta olan bir mutsuzluktan, Füsun'u kaybetmekten korktuğum için fark etmiyordum.
...korkularının üzerine, düşüncesizlikle gidenlerin(bazılarının cesaret dediği şey budur) yapacağı gibi...
Sibel; "Yoksul ve hırslı bir kız olduğu için onunla böyle kolay bir ilişki kurabildin...Tezgahtar olmasaydı, belki de kimselerden utanmaz, onunla evlenirdin...Seni hasta eden şey bunlar işte...Onunla evlenememek, o kadar cesur olamamak."
Sibel;"Bence kültürlü ve uygar olmak da herkesin birbiriyle eşit ve özgür olması değil, herkesin kibarca diğerleriyle eşit ve özgürmüş gibi davranmasıdır."
...aşk ile birlikte umut bana acımla bitrlikte yaşama gücü verdiği için, çektiğim ıstırabın süresini uzatmaktan başka bir sonuç da vermiyordu.
Mutluluk, insanın sevdiği kişiye yakın olmasıdır yalnızca.(ona hemen sahip olmanız gerekmez)
Hissetmek ile hayal etmenin açtığı bu muğlak alem, bakışma sanatının inceliklerini yavaş yavaş Füsun sayesinde öğrenirken fark ettiğim ikinci büyük keşif oldu.
Bir kere sessizliğe büründükten sonra insanın ağzını açmasına imkan olmadığını, hatta insanın yıllarca, yüzyıllarca susacağını, onu sınıfta şaşkınlıkla seyrederken anlayamazdım...Ona olan aşkım, takıntım, her neyse, başka biriyle özgürce bu dünyayı paylaşmak yolunu tutamıyordu bir türlü.
Olup bitenleri, her şeyi aramızda en iyi Tarık Bey görmezlikten geliyor, en iyi o "gibi yapıyor"du.
...ona Masumiyet Müzesi'nin ölenle yaşamak için yapılmış bir yer olduğunu söyleyecektim.
İki türlü koleksiyoncu vardır:
1.Koleksiyonuyla gurulanıp onu teşhir etmek isteyen Mağrurlar(genellikle Batı medeniyetinden çıkar)
2.Toplayıp biriktirdiklerini bir kenarda gizleyen utangaçlar(modernlik dışı bir durum)
Utangaç koleksiyoncuların yaşadıkları toplum, koleksiyonları ve müzeleri önemsemediği için, toplamak bilgiye, öğrenmeye katkısı olan itibarlı bir şey olarak değil, saklanması gereken bir utanç olarak yaşanır.Çünkü koleksiyonlar utangaçların ülkesinde faydalı bir bilgiye değil, yalnızca utangaç koleksiyoncunun yarasına işaret eder.
İnsan, koleksiyonu yapan kişiyle, müzede gezerken, odaların birinde ya da merdivenlerde o ölmeden önce karşılaşabilir.Tuhaf değil mi Nesibe Hala?
Aristo'ya göre anları birleştiren çizginin Zaman olması gibi, eşyaları birleştiren çizginin de bir hikaye olacağını anlıyordum.
ORHAN PAMUK
Müze'den...
8 Aralık 2020 Salı
Eğitim Üzerine
İnsanoğlu eğitilmeye ihtiyaç duyan tek varlıktır.
...terbiye süreci erkenden devreye sokulmalıdır.Şayet sokulmazsa,insanoğlunu sonradan değiştirmek oldukça zorlu olacaktır....insan gençliğini kendi sınırsız iradesinin güdümünde, başına buyruk geçirirse, bir tür vahşilik yani topluma ve kurallara uyumsuzluk sorunu hayatı boyunca peşini bırakmayacaktır...gençliğini anne şefkatiyle sarıp sarmalanmış bir ortamda geçiren birey, dünya keşmekeşinin içine girdiğinde her yönden zorlanacak, karşısında yıkılması zor duvarlar bulacak...bu durum soylu kimselerin eğitimde karşılaşılan büyük bir eksikliktir.
5 Aralık 2020 Cumartesi
Hakikat Şaraptadır (In Vino Veritas)
...anımsamanın ne olduğunu kavramış biri bütün bir ebediyet için tutsak edilmiştir ve ebediyet içinde tutsaktır; ve bir anıya sahip biri bütün bir dünyaya sahip birinden daha zengindir; ve sadece doğurmak üzere olan değil, her şeyin ötesinde anımsayan kutsanmış haldedir.
Ve tıpkı asil şarabın...sınırı geçerek lezzetlenmesi gibi, anımsama da su moleküllerinin yitirerek kıymetlenir; ama anımsama bu sebeple asil şarap kadar gerçektir, bir hayal ürünü değildir.
Başka birisine bir hayat borcu olmak en yüce şeydir...babayla oğul ilişkisinde oğul her zaman yanlış olandır diyen Çiçero'nun haklı olduğunu düşünüyorum...
Dünyada kadın kadar çekici başka bir mahlukat yoktu, çekici olduğu kadar masum; hiçbir ayartma bu mütevazılık kadar tuzağa düşürücü değildi ve hiçbir aldatma bu kadar eşsiz olamazdı.
Soren Kierkegaard
26 Kasım 2020 Perşembe
Kırdaki Zambak ve Gökteki Kuş
...konuşabilmek bir meziyettir diye,bundan, susabilmenin bir hüner olmadığı, veya basit bir hüner olması icap ettiği sonucu çıkmaz.Aksine, tam da insan konuşabiliyor diye,susabilmek bir hünerdir...
Ama eğer kendine zaman tanır ve daha dikkatli kulak verirsen,işitirsin-ne garip!
O an ancak sükutta fark edilir, zira insan konuşurken, bir kelime bile etse, anı elden kaçırıverir; o an sırf sükut içinde vardır.
Sen ilk defa Tanrının krallığının ardından gideceksin, yani, zambak ve kuş gibi olacaksın,yani, Tanrının huzurunda tam sessiz kalacaksın; sonra geri kalanı sana bahşedilecektir.
...insan itaat etmeyi öğrenmekle hükmetmeyi de öğrenir, ama bundan daha da kesini şudur ki, insan bizzat itaatkar olmakla itaati öğretebilecek duruma gelir.Zambakta ve kuşta bu böyledir.
Yok oluşla göz gözeyken, tüm letafeti içinde cesaret ve inanç sahibi olmak:işte buna sadece koşulsuz itaat kadirdir.
Şeytan, hiç müphemiyet olmayan yerde acizdir...fakat en ufacık bir müphemiyet kıvılcımı oldu mu, o vakit şeytan güçlüdür ve ayartıcılığı karşı konulmaz olur.
Soren Kierkegaard3 Kasım 2020 Salı
Devlet
Traduttore tradittore. Çevirene güven olmaz, der İtalyanlar.
Şems ile Mevlana...Sokrates ile Platon...Resim modeline ne kadar benzerse benzesin, resmi yapanın eseridir elbet...Devlet'in babası Sokrates, anası Platon'dur diyebiliriz.
Sokrates..M.Ö 470-399, en çok söylediği 'Benim tek bildiğim, birşey bilmediğimi bilmektir' ; 'Kendini tanı'
Sokrates sofistlerle birlikte demek istiyor ki...asıl bilgi dünyayı değil, insanı bilmektir.
Kephalos: "İhtiyarlık bu bakımdan kurtuluş sayılır...İstekler, hırslar gevşeyince insan rahatlar."
"Sen kazandığın ünü kendine değil,Atinalı olmana borçlusun...Doğru, Seriphos'lu olsaydım ünlü olamazdım.Ama sen Atinalı da olsan bir şey olamazdın."
Pindaros:
Umut tatlı tatlı doldurur için,Yoldaşlık eder ona, hoş eder gönlünü
Umut yola sokar, yoldan çıkan insan aklını.






