...1950'lerde İstanbul'un kültürel kimliği dönüşüm geçirir.Demokrat Parti döneminde peş peşe göç dalgalarının yaşanmasının somut nedenleri var.1940'ların ikinci yarınında..gözlenen üretim yoğunlaşması,Balkanlar'dan gelen göçmen aileler..., çocuklarına daha iyi bir eğitim olanağı hazırlamak..için Anadolu'dan İstanbul'a gelenler çoğalır.
İstanbul 1950'lerde çok kültürlü yapısını büyük ölçüde korumaktadır.Şehrin sokaklarında Rumca, Ermenice sohbetlere, Judeo Espanyol şarkılara rastlamak mümkündür....6-7 Eylül progromu, İstanbul'un çok kültürlü yaşamına büyük bir darbe indirir...kozmopolit yapısıyla tanınan mahalleler tek kimlikli semtlere dönüşür.
Adnan Menderes "mührünü" İstanbul'a vurmak isteyince şehir ihtiraslı bir iktidar projesinin nesnesi haline gelir...Başbakan " fahri belediye başkanı" olarak 1956'dan itibaren hız kazanan imar faliyetlerinin birçoğuna doğrudan müdahil olur...En ağır üzüntüyü yaşayanlar ise İstanbul'da birden çok tarihi kilisesi yıkılan Rumlardır.
1950'lerde uzaklaşmanın sınırları çok daha alçakgönüllü...Suadiye,Florya,Dragos,Adalar ya da Yalova, Çınarcık, sayfiye denince akla gelenler bunlar...
1950'lerde ada vapuru hikayeleri içinde en popüler olanlar aşık çiftlerin "uygunsuz halleri"dir.
Denizin üstünde, meraklı bakışlardan uzak denize girme arzusunun 19. yüzyılın ortalarında deniz hamamı denilen dört tarafı kapalı mekanların inşa edilmesini teşvik ettiğini biliyoruz....Deniz hamamı yerine plajların geçmesinin başlangıcı ise İstanbul'un işgal günlerine rastlar. İtilaf Devletleri tarafından İstanbul'a getirilen ve Yeşilköy-Florya tarafında kamplara kalan beyaz ruslar kadınlı,erkekli denize girmeye başladığında İstanbulular önce hayret eder, sonra yavaş yavaş plaj kültürüne adapte olmaya başlarlar.1935'te Mustafa Kemal'in Florya'ya gelmesi ve mimari Seyfi Arkan olan Cumhurbaşkanlığı yazlık köşkünün yapılması sonrası bölge hızla gelişir.Lütfü Kırdar..Florya'daki plaj tesilerini geliştirir....1950'lere doğru Moda ve Fenerbahçe dışındaki deniz hamaları tarihe karışır...
1950'ler aynı zamanda gazinolarda "matine" adı verilen programların popülerlik kazandığı zamanlardır.İki çeşit matine...ailece ve içki servisi olmaz...kadınlar matinesi..erkek olmaksızın sevdikleri sanatçıları dinlemeye giderler.
Ahmet Tanrıverdi, eğlencenin lokomotifinin Rumlar olduğunu, Müslümanların onlara imrenerek baktığını söyler.
Tanrıverdi 6 eylül gecesine dair:
...Bu vandalistlerin adalı olmadığını ama onları yönlendirenlerin adalı Demokrat Parti militanları olduğunu gördüm.İşin suyu çıkmış, CHP'lilerin de ev ve işyerleri tahrip ediliyordu...
1950'li ve 1960'lı yıllarda İstanbul'un gözde sayfiye yerlerinde...tiyatrosu,sergisi ve konserleri eksik olmaz.
Meyhane kültürünün hası Rum meyhanecilerin elinde, onların mekanlarında öğrenilir....2.Dünya Savaşı yıllarında ise Galata meyhaneleri de payını alır ve hızla irtifa kaybeder.1950'lerin İstanbul'unda sayıları azalmış ve yerlerini içkili restoranlara ya da gazinolara bırakmıştır.
...likörü fabrikada üretme fikri 1930'da ilk denemeyle, 1932'de ise seri üretimle ticari olarak yaşama geçirilir.Mecidiyeköy Likör ve Kanyak fabrikası...1950'ler de likör ikram etme alışkanlığının yaygınlık kazandığını görüyoruz.
...Bakır renkli bir şişede sunulan Paşa Likörü de dünya içki piyasasındaki en kaliteli üç kahve liköründen biriydi.
Bomonti Bira fabrikası..1934'den itibaren Tekel İşletmesi olarak İstanbullulara ve tüm ülkeye bira üreti.
İstanbullu deniz kirliliği nedeniyle artık uskumrudan yapılan çirozun tadını unutmuş durumda.
...çay tüketiminden önce kahvehane kültürünün kök saldığı bu topraklarda...çay içmenin yaygınlaşması ancak 1950'lerin ortalarına denk düşer.Ekonomik kriz sonrasında kahve ve ithalatı azalınca kahvesizlik tiryakilerin başına vurur.
Bakırköy hastanesinde...düşünen adam heykeli.
1956'da 23 binden fazla köpek itlaf edilir.
1952...500 seneden beri ilk kez bir yunan hükümdarı İstanbul'a ayak basmak üzeredir.
1950'de Rumlar yüzde 96 oranında "Enosis" demiştir, yani Yunanistan ile birleşme...
Ayasofya'nın camiye dönüşme talebi ise Menderes iktidarının ilk dönemininde dillendirilmeye başlanmıştır.Nasıl olsa DP hükümeti ezanın yeniden arapça okunmasına kapıyı açmıştır...
1955-57 tarihleri arasında..hisar içindeki tarihi mahalleler ve ahşap evler işgalci ve gecekondu görülerek kamulaştırılıp yıkılmıştır.
1954 yılında gündeme alınan Kıbrıs sorununun faturası...6-7 Eylül'de pogroma dönüştüğünde azınlıkların yaşadığı şehirler sarsılır...en fazla zararı İstanbul'un binlerce yıllık Hristiyan ve Yahudi nüfusu görür...
....sadece bir kıvılcım nedeniyle yayılmaz bu ateş.Günlerce öncesinden hazırlık yapılmıştır, hangi adreslere gidileceği,nerelerin yıkılıp döküleceği..listeler halinde dağıtılmıştır...şehrin dışından ellerinde kesici, delici aletli olan kitlelerin kamyonla taşındığını anlatır.
...askerler şehrin sokaklarına inmiştir...Kendilerine siten eden İstanbullulara yanıtları bellidir: "Müdahale emri gelmedi"
Barış Vahası anlamına gelen Neve Şalom.
1948'de İsrail'in kurulmasının ardından...Yüzlerce Yahudi'nin yüzlerce yıllık topraklarını terk edişi...
Emniyet 1951'de klakson çalınmasını belirli bölgelerde yasaklayan bir karar alır.
Gecekondular..1940'lı yılların ortalarında başlar ve yaklaşık bir kırk yıl kadar devam eder...Gecekonduların neden belirli semtlere yoğunlaştığını anlamak için üretim alanlarına bakmak şart...Kağıthane, Bomonti ve Dolapdere...
İstanbul'un birçok bölgesi 1950'lerin ikinci yarısında baştanbaşa yeniden imar edilir.1956 bir dönüm noktasıdır..bu dönemde girişilen "imar hareketinin" yasal çerçevesini oluşturur.
İmar hareketiyle yollar, bulvarlar, meydanlar açılır...tarihi eserler de dahil olmak üzere çok sayıda bina,işyeri ve ibadethane yıkılır.En ağır hasar Karaköy ile Kabataş arasındaki bölümdedir.
Yüksekkaldırım ününü İspanyol tarzı merdivenlerinden almıştır...1956'da yoldaki yayvan basamaklar tamamen kaldırılır ve düzleştirilir.Sonrasında araç trafiğine açılır ve o pitoresk hali kaybolur.
İspanya'da ki bir gazete'den "Yol asfaltlamak hükümet etmek değildir."
Sadece okuduğum kitaplar, makaleler, beğendiğim müzikler ve biraz da farklı başlıklar...
adsense
8 Temmuz 2018 Pazar
29 Haziran 2018 Cuma
Anka Kuşu Erdal İnönü anlatıyor
Nasıl Hatırlıyorsunuz Atatürk'ü?
Efsane gibi tabii...korkuyla saygı karışımı büyük bir hayranlık vardı tabii.
Başbakanı yolda yürürken görenler ne yapardı?
Selamlaşırlardı.O zaman Çankaya yolu çok kalabalık değildi, ama büyükelçilerden, bürokratlardan da yürüyenler olurdu...
Babamın şoförlüğünü yapan bir genç vardı; o yürürdü babamla beraber, belki bir de arkadan bir polis gelirdi, o kadar...
...babamın bir karakteristiği, ki o bana geçmemiş, kaybetmeyi hiç sevmezdi.
Babamın üç dili de gayet iyiydi.Önce Almancayı öğrenmiş, sonra Fransızcayı.Diplomatik dili Fransızcaydı...İngilizce lügatlar okurdu.
Atatürk ve İnönü."Niye kavga ettiler? diye değil, "Nasıl bu kadar uzun zaman beraber çalışabildiler? diye sormak gerek."
Babam başbakanlıktan ayrıldıktan sonra öğle yemeklerine arkadaşları gelirdi..O yıl onlarla konuşurken hep dile getirdiği bir tema vardı.Derdi ki:
"Bakın, Türkiye Cumhuriyeti çok iyi kurulmuştur ve iyi işlemektedir.Tek bir eksiği vardır: O da Meclis'te meşru bir muhalefet partisinin olmaması..."
Babam hep İngiltere'yi örnek gösterirdi.
1946'da gündeme getirdiği sistemin zihni hazırlığı, on yıl öncesinden başlamıştı yani?
Evet..
Paşa o dönem viyolonsel dersleri de almış galiba, değil mi?
..Sanırım bir yıl kadar ders aldı.
Atatürk ve babamın kuşağı, imparatorluğun son döneminde askerlikte yetişmiş insanlar...O zaman Türkiye'de Harp Okulu en iyi okulmuş.En yetenekli insanlar asker olmayı tercih etmişler...
Orhun Yazıtlarından
"Yukarıda gök çökmese, / Yerde yer yarılmasa, /
Ey Türk ulusu, / Senin ülkeni kim bozar" gibi bir şeydi
Muhalefet partisi bir an evvel seçimi kazanmak istiyordu.Onun için en kolay suçlama yolu,
"Köylüler zorla çalıştırılıyor.Köy Enstitüleri'nde kız erkek çocuklar bir arada kalıyor.Ve burada onlara komunistlik aşılanıyor."
Bu propagandalar hep yapıldı ve çok etkili oldu...Sonra da Hasan Ali Bey ayrılmak zorunda kaldı.
Köy Enstitülerinin çok parlak, çok önemli kuruluşlar olması, onlardan boylarını aşan hizmetler bekleme hevesini doğuruyor. "Köy Enstitüleri kapanmasaydı, bugun çektiğimiz sıkıntılar olmazdı" diye bir izlenim var.Bu da gerçekçi değil.Bugun çektiklerimiz, geçmişten gelen birtakım yanlış alışkanlıkların devam etmesiyle ortaya çıkan sıkıntılar....Bunları tek başına Köy Enstitüsü mezunları ortadan kaldıramazdı.Ama devam etseydi kuşkusuz daha iyi bir eğitim görecekti öğrencilerimiz...
Babam konulara gerçekçi yaklaşırdı."Köy Enstitülerine yazık oldu" diye söylendiğini hatırlamıyorum.Düşünmüş olabilir, fakat gerçekçiydi babam. Demokrasi içinde ilerlerken bir takım kurbanlar vermek gerekir.Köy Enstitüleri de ilk kurban oldu....Demokrasiye geçme günlerinde şunu söylerdi:
"tek partili rejimde istediğinizi yaparsınız.Gelişiyorum sanırsınız, fakat bir gün duvara çarparsınız.Çünkü ne yaptığınızı tam manasıyla göremezsiniz.Demokraside ilerleme yavaş oluyor, ama sağlam oluyor."
Türkiye savaşa girmedi ama köylüler askere alındı.Çiftçilik yapamdılar, mahsul üretemediler, bu bir kıtlık yarattı....Bu arada tabii gelir de azaldı, mali sıkıntılar arttı ve bu sıkıntıyı önlemek için yeni vergi koymak gerekti.Varlık Vergisi böylece ortaya çıktı.Mevcut varlıktan vergi almak...
Türkiyede ki varlıklı insanların çoğu gayrimüslimlerdi.Varlık vergisi çıkınca,,,, onlardan daha çok vergi almaya girişti...
Dünya savaştayken Türkiye'de barış ortamı, milli eğitimin gelişmesi için büyük fırsat yaratmıştı.Köy Enstitüleri o zaman kuruldu, gelişti....Bir anda üç üniversitemiz oldu...Devlet Konservatuarı ilk mezunlarını verdi.opera faaliyete geçti.
Gerçekten bir şeyi bulmak istemek, o işle sürekli, inatla uğraşmak, başka bir işle uğraşmadan onu sonuca götürmek...
Ben de ilk defa bir resim sergisinde muhafızlık yaptım.Bunun da büyük faydasını gördüm.Çünkü bir gün boyunca resimleri izlerseniz, hangisini neden sevdiğinizi daha iyi anlıyorsunuz.
Babam: "Meyus olma" dedi
..babamın dediği doğruydu; böyle şeyler oluyor hayatta...Bunları gereğinden fazla abartmamak lazım.Aksi takdirde insan devam edemez.
İnsanların fikirlerine saygı göstermek, bütün yaşamımca bağlı kaldığım bir ilke oldu.Beğensem de beğenmesem de, anlasam da anlamasam da fikirlere saygı göstermek ve korumak...
Babam olsun, Atatürk olsun, onlar başka bir ortamdan geliyor...Gençliklerinden itibaren iki şey görmüşler:
Biri,Osmanlı İmparatorluğu'nun bütün Avrupayla boy ölçüştüğü güçlü dönemleri..Öbürü ise içinde bulundukları zayıf ortam...çaresizlik, yanlış işler, çeşitli kusurlar...
Asker oldukları için bence onları en çok etkileyen şey, daha güçlü olma meselesi...İşte orada bilimi, teknolojiyi görmüşler. Bence Atatürk'ün "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" demesi de oradan kaynaklanıyor.
Kenan Evren anılarında "Sağda iki, solda bir partiye izin vericektik..."dedi.Evet akıllarındaki oydu, Sunalp'in partisi iktidari muhalefette de bir sol parti.
Büyük topluluklarca karşılandığımız birçok yerde kaybettik.Sonradan anladım ki, bir şehrin seçmen kitlesi, ortaya çıkan insanlardan çok daha fazla...
Özal seçimi kazanmak için ustaca işler yapıyordu.mesela gecekondulara tapu verme işini çıkardı. Tapu tahsis belgesi diye bir şey çıkardı.Başvurana hemen belgesi veriliyordu.
Tabii Özal'ı ve politikalarını eleştirdim.
"Çoğunluğu düşünmeyen, sadece para esasına dayanan bir politika üretiyor.Parası olana daha çok para sahibi oluyor ama halk bundan zarar görüyor.Üretimi artırmıyor" dedim
Deneyim eksikliği, girişim cesaretini artırır
Deniz Baykal...Genel Başkan olmak istiyordu.CHP'den gelen bir hizipti bu....Partiye egemen olmaya çalışıyorlar.Her seçimde,illerde, ilçelerde veya partinin seçeceği herhangi bir görevde hemen aday gösteriyor ve o adayı seçiyorlar...Tabii bu tuhaf bir şey...o çekirdek, sonunda partiye egemen olsa da karakterini değiştirmiyor, kendi grubundan başkasına olanak vermiyor.O bakımdan bir hastalık bu
Hizip:Geniş bir grubun içinde bulunmakla beraber, grubun amaçları ile yer yer çelişen amaçlar taşıyan, grubun genelinin onaylamadığı davranışlarda bulunan alt grup.
Efsane gibi tabii...korkuyla saygı karışımı büyük bir hayranlık vardı tabii.
Başbakanı yolda yürürken görenler ne yapardı?
Selamlaşırlardı.O zaman Çankaya yolu çok kalabalık değildi, ama büyükelçilerden, bürokratlardan da yürüyenler olurdu...
Babamın şoförlüğünü yapan bir genç vardı; o yürürdü babamla beraber, belki bir de arkadan bir polis gelirdi, o kadar...
...babamın bir karakteristiği, ki o bana geçmemiş, kaybetmeyi hiç sevmezdi.
Babamın üç dili de gayet iyiydi.Önce Almancayı öğrenmiş, sonra Fransızcayı.Diplomatik dili Fransızcaydı...İngilizce lügatlar okurdu.
Atatürk ve İnönü."Niye kavga ettiler? diye değil, "Nasıl bu kadar uzun zaman beraber çalışabildiler? diye sormak gerek."
Babam başbakanlıktan ayrıldıktan sonra öğle yemeklerine arkadaşları gelirdi..O yıl onlarla konuşurken hep dile getirdiği bir tema vardı.Derdi ki:
"Bakın, Türkiye Cumhuriyeti çok iyi kurulmuştur ve iyi işlemektedir.Tek bir eksiği vardır: O da Meclis'te meşru bir muhalefet partisinin olmaması..."
Babam hep İngiltere'yi örnek gösterirdi.
1946'da gündeme getirdiği sistemin zihni hazırlığı, on yıl öncesinden başlamıştı yani?
Evet..
Paşa o dönem viyolonsel dersleri de almış galiba, değil mi?
..Sanırım bir yıl kadar ders aldı.
Atatürk ve babamın kuşağı, imparatorluğun son döneminde askerlikte yetişmiş insanlar...O zaman Türkiye'de Harp Okulu en iyi okulmuş.En yetenekli insanlar asker olmayı tercih etmişler...
Orhun Yazıtlarından
"Yukarıda gök çökmese, / Yerde yer yarılmasa, /
Ey Türk ulusu, / Senin ülkeni kim bozar" gibi bir şeydi
Muhalefet partisi bir an evvel seçimi kazanmak istiyordu.Onun için en kolay suçlama yolu,
"Köylüler zorla çalıştırılıyor.Köy Enstitüleri'nde kız erkek çocuklar bir arada kalıyor.Ve burada onlara komunistlik aşılanıyor."
Bu propagandalar hep yapıldı ve çok etkili oldu...Sonra da Hasan Ali Bey ayrılmak zorunda kaldı.
Köy Enstitülerinin çok parlak, çok önemli kuruluşlar olması, onlardan boylarını aşan hizmetler bekleme hevesini doğuruyor. "Köy Enstitüleri kapanmasaydı, bugun çektiğimiz sıkıntılar olmazdı" diye bir izlenim var.Bu da gerçekçi değil.Bugun çektiklerimiz, geçmişten gelen birtakım yanlış alışkanlıkların devam etmesiyle ortaya çıkan sıkıntılar....Bunları tek başına Köy Enstitüsü mezunları ortadan kaldıramazdı.Ama devam etseydi kuşkusuz daha iyi bir eğitim görecekti öğrencilerimiz...
Babam konulara gerçekçi yaklaşırdı."Köy Enstitülerine yazık oldu" diye söylendiğini hatırlamıyorum.Düşünmüş olabilir, fakat gerçekçiydi babam. Demokrasi içinde ilerlerken bir takım kurbanlar vermek gerekir.Köy Enstitüleri de ilk kurban oldu....Demokrasiye geçme günlerinde şunu söylerdi:
"tek partili rejimde istediğinizi yaparsınız.Gelişiyorum sanırsınız, fakat bir gün duvara çarparsınız.Çünkü ne yaptığınızı tam manasıyla göremezsiniz.Demokraside ilerleme yavaş oluyor, ama sağlam oluyor."
Türkiye savaşa girmedi ama köylüler askere alındı.Çiftçilik yapamdılar, mahsul üretemediler, bu bir kıtlık yarattı....Bu arada tabii gelir de azaldı, mali sıkıntılar arttı ve bu sıkıntıyı önlemek için yeni vergi koymak gerekti.Varlık Vergisi böylece ortaya çıktı.Mevcut varlıktan vergi almak...
Türkiyede ki varlıklı insanların çoğu gayrimüslimlerdi.Varlık vergisi çıkınca,,,, onlardan daha çok vergi almaya girişti...
Dünya savaştayken Türkiye'de barış ortamı, milli eğitimin gelişmesi için büyük fırsat yaratmıştı.Köy Enstitüleri o zaman kuruldu, gelişti....Bir anda üç üniversitemiz oldu...Devlet Konservatuarı ilk mezunlarını verdi.opera faaliyete geçti.
Gerçekten bir şeyi bulmak istemek, o işle sürekli, inatla uğraşmak, başka bir işle uğraşmadan onu sonuca götürmek...
Ben de ilk defa bir resim sergisinde muhafızlık yaptım.Bunun da büyük faydasını gördüm.Çünkü bir gün boyunca resimleri izlerseniz, hangisini neden sevdiğinizi daha iyi anlıyorsunuz.
Babam: "Meyus olma" dedi
..babamın dediği doğruydu; böyle şeyler oluyor hayatta...Bunları gereğinden fazla abartmamak lazım.Aksi takdirde insan devam edemez.
İnsanların fikirlerine saygı göstermek, bütün yaşamımca bağlı kaldığım bir ilke oldu.Beğensem de beğenmesem de, anlasam da anlamasam da fikirlere saygı göstermek ve korumak...
Babam olsun, Atatürk olsun, onlar başka bir ortamdan geliyor...Gençliklerinden itibaren iki şey görmüşler:
Biri,Osmanlı İmparatorluğu'nun bütün Avrupayla boy ölçüştüğü güçlü dönemleri..Öbürü ise içinde bulundukları zayıf ortam...çaresizlik, yanlış işler, çeşitli kusurlar...
Asker oldukları için bence onları en çok etkileyen şey, daha güçlü olma meselesi...İşte orada bilimi, teknolojiyi görmüşler. Bence Atatürk'ün "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" demesi de oradan kaynaklanıyor.
Kenan Evren anılarında "Sağda iki, solda bir partiye izin vericektik..."dedi.Evet akıllarındaki oydu, Sunalp'in partisi iktidari muhalefette de bir sol parti.
Büyük topluluklarca karşılandığımız birçok yerde kaybettik.Sonradan anladım ki, bir şehrin seçmen kitlesi, ortaya çıkan insanlardan çok daha fazla...
Özal seçimi kazanmak için ustaca işler yapıyordu.mesela gecekondulara tapu verme işini çıkardı. Tapu tahsis belgesi diye bir şey çıkardı.Başvurana hemen belgesi veriliyordu.
Tabii Özal'ı ve politikalarını eleştirdim.
"Çoğunluğu düşünmeyen, sadece para esasına dayanan bir politika üretiyor.Parası olana daha çok para sahibi oluyor ama halk bundan zarar görüyor.Üretimi artırmıyor" dedim
Deneyim eksikliği, girişim cesaretini artırır
Deniz Baykal...Genel Başkan olmak istiyordu.CHP'den gelen bir hizipti bu....Partiye egemen olmaya çalışıyorlar.Her seçimde,illerde, ilçelerde veya partinin seçeceği herhangi bir görevde hemen aday gösteriyor ve o adayı seçiyorlar...Tabii bu tuhaf bir şey...o çekirdek, sonunda partiye egemen olsa da karakterini değiştirmiyor, kendi grubundan başkasına olanak vermiyor.O bakımdan bir hastalık bu
Hizip:Geniş bir grubun içinde bulunmakla beraber, grubun amaçları ile yer yer çelişen amaçlar taşıyan, grubun genelinin onaylamadığı davranışlarda bulunan alt grup.
Gerekeni yaptık ama mesele kapanmadı.Nedense iş aleyhimize döndü.Sosyal demokrat partilerin böyle bir kaderi var...Herhalde sosyal demokrat partiler erdemli olma iddiasındalar.Ama ötekilerin öyle bir derdi yok.
Sürekli olarak bir irtica tehdidi...Çünkü Kuran'ın kendisi yönetime de karışıyor.Dolayısıyla istediğiniz kadar "Karışmayın" deyin, inanan birisi "Kitap öyle demiyor" diyor.Ona bir yorum getirinceye ve o yorumu kabul ettirinceye kadar o tehlike her zaman olacaktır.
Din istismarcıları, ölüm korkusundan büyük destek sağlıyor....Onun için ölüm korkusuyla baş edebilecek güçlü bir yönetime ihtiyaç var.
12 Eylül'de Milli Güvenlik Konseyi, bir yasa çıkartarak Kürtçe konuşmayı engelledi...Bu saçma bir yasaktı....Bu karara kadar Kürtçe serbestti.Ama Türkçe öğrenmişlerdi...
Aynı ülkede yaşarken birbirimizin doğuştan gelen farklılıklarına saygı göstermeliyiz.
Herkes birinci sınıf vatandaştır, kimse bu ülkede doğduğuna pişman olmamalı.
İnsan gençken ruhun canlılığı, yeni fikirler üretmesi sayesinde ölüm korkusuyla baş ediyor.
Bundan sonra yapılacak şey belli...Üniversitelerde, araştırma kurumlarında, araştırma yapmaya ağırlık vereceksiniz....Ve öğretim üyelerine fırsat vereceksiniz, zaman vereceksiniz, para vereceksiniz...
Demokrasinin her zaman en iyi insanları göreve getirmemek gibi bir zorluğu var, ama bunlar da aşılabiliyor zamanla....Buna karşılık demokratik düzenin, büyük çoğunluğun eksikliğini görmek gibi bir gücü var.tehlike anlarında herkesi bir araya getirmek gibi bir kuvveti de var....demokrasi içinde birisinin hatasını başkası düzeltebiliyor.
2 Haziran 2018 Cumartesi
Yeraltından Notlar
...aklı başında bir insan en çok neden söz eder, zevk duyar, biliyor musunuz?
Cevap: kendinden.
...Hastalıklarıyla övünüyorlar,belki en çok da ben.
İnsan her zaman, her yerde, mantığının ve çıkarının ona emrettiği gibi değil, canının istediği gibi hareket etmeyi sever.Kendi çıkarının tersini yapmayı bile isteyebilir...Hem, insan için mantıklı çıkarların gerekli olduğunu nereden çıkarmışlar bütün o bilge kişiler? İnsan için gerekli olan yalnızca özgür, gene de özgür iradesidir.
Ancak kendisine öğretileni bilir akıl.
...mantıksızlık ahlaksızlığın bir sonucudur.
iki kere iki dört yaşamın değil, ölümün başlangıcıdır baylar.
insan aradığını bulduktan sonra nereye gidecek? ...amacına doğru yürümeyi sever, ama ona varmayı hiç istemez.
Peki ama nasıl oluyor da siz, insan için yalnızca normal, olumlu olanın..yalnızca refahın, mutluluğun yararlı olduğunu kendinize büyük bir güvenle inanabiliyorsunuz?..Öyle ya belki yalnızca mutluluğu sevmiyordur insan? Belki aynı ölçüde acı yı da seviyordur? Ayrıca, insan kimi zaman acıyı çok, tutkuyla varan bir sevgiyle arzular.Gerçektir bu...Benim kişisel düşünceme gelince, yalnızca mutluluğu, esenliği sevmek çirkindir bile.İyi midir kötü müdür bilmem, ama bazen bir şeyleri kırıp dökmek de çok hoştur...Benim savunduğum kendi kaprisimden, gerektiğinde kapris yapabilme hakkımın garanti olmasından yanayım ben...Bu arada ben insanın gerçek acıdan, yani yıkım ve kargaşadan asla uzak durmayacağından eminim.
Yaşamanın amacı yalnızca ıslanmamak ise, haklısınız.
Çağımızın kafası çalışan, aydın her insanı ödlek ve köle olmak zorundadır.
Tanrısal bir sırdır sevgi ve ne olmuş olursa olsun, yabancı gözlerden sakınılmalıdır.
"Liza, iyi biri...olmama..izin vermiyorlar"
İnsan olmak, gerçek insan, etiyle kemiğiyle insan olmak bile ağır gelir bize. Utanırız bundan, insan olmayı yüz karası sayarız, benzeri olmayan toplumsal birtakım insanlar olmak için çabalarız.
F.Dostoyevski
Cevap: kendinden.
...Hastalıklarıyla övünüyorlar,belki en çok da ben.
İnsan her zaman, her yerde, mantığının ve çıkarının ona emrettiği gibi değil, canının istediği gibi hareket etmeyi sever.Kendi çıkarının tersini yapmayı bile isteyebilir...Hem, insan için mantıklı çıkarların gerekli olduğunu nereden çıkarmışlar bütün o bilge kişiler? İnsan için gerekli olan yalnızca özgür, gene de özgür iradesidir.
Ancak kendisine öğretileni bilir akıl.
...mantıksızlık ahlaksızlığın bir sonucudur.
iki kere iki dört yaşamın değil, ölümün başlangıcıdır baylar.
insan aradığını bulduktan sonra nereye gidecek? ...amacına doğru yürümeyi sever, ama ona varmayı hiç istemez.
Peki ama nasıl oluyor da siz, insan için yalnızca normal, olumlu olanın..yalnızca refahın, mutluluğun yararlı olduğunu kendinize büyük bir güvenle inanabiliyorsunuz?..Öyle ya belki yalnızca mutluluğu sevmiyordur insan? Belki aynı ölçüde acı yı da seviyordur? Ayrıca, insan kimi zaman acıyı çok, tutkuyla varan bir sevgiyle arzular.Gerçektir bu...Benim kişisel düşünceme gelince, yalnızca mutluluğu, esenliği sevmek çirkindir bile.İyi midir kötü müdür bilmem, ama bazen bir şeyleri kırıp dökmek de çok hoştur...Benim savunduğum kendi kaprisimden, gerektiğinde kapris yapabilme hakkımın garanti olmasından yanayım ben...Bu arada ben insanın gerçek acıdan, yani yıkım ve kargaşadan asla uzak durmayacağından eminim.
Yaşamanın amacı yalnızca ıslanmamak ise, haklısınız.
Çağımızın kafası çalışan, aydın her insanı ödlek ve köle olmak zorundadır.
Tanrısal bir sırdır sevgi ve ne olmuş olursa olsun, yabancı gözlerden sakınılmalıdır.
"Liza, iyi biri...olmama..izin vermiyorlar"
İnsan olmak, gerçek insan, etiyle kemiğiyle insan olmak bile ağır gelir bize. Utanırız bundan, insan olmayı yüz karası sayarız, benzeri olmayan toplumsal birtakım insanlar olmak için çabalarız.
F.Dostoyevski
5 Mayıs 2018 Cumartesi
1984
İki dakika nefretin en korkunç yanı, insanın katılmak zorunda olması değil, katılmaktan kendini alamamasıydı.
Parti sloganında ne deniyordu: Geçmişi denetim altında tutan, geleceği de denetim altında tutar; şimdiyi denetim altında tutan geçmişi de tutar.
Yenisöylem'in tüm amacının, düşüncenin ufkunu daraltmak olduğunu anlamıyor musun?
Bağlılık, düşünmemek demektir, düşünmeye gerek duymamak demektir.Bağlılık bilinçsizliktir.
Bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar, ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler.
...Gerekli olan tek şey, bir savaş halinin var olmasıdır.
...Savaşın amacı toprak ele geçirmek ya da toprak yitirmeyi önlemek değil, toplum yapısının hiç değişmeden sürmesini sağlamaktır.
Akıllılık çoğunluğa bakılarak ölçülmez.
Eşitliğin olduğu yerde akıl ağır basabilirdi.
Çünkü engizisyon, düşmanlarını meydanlarda, hem de hala nedamet getirmedikleri için öldürdü...İnsanlar gerçek inançlarından vazgeçmedikleri için öldürüyorlardı.İster istemez, tüm onur kurbanın, tüm utanç da onu diri diri yakan Engizisyoncu'nun oluyordu.
Geleceğin resmini görmek istiyorsan, bir insan yüzüne basmış bir postal getir gözlerinin önüne.
Bir kez teslim olmayagör, gerisi kendiliğinden geliyordu.Hani,çok güçlü bir akıntıya karşı yüzmeye çalışırken birden vazgeçip kendini akıntıya bırakırsın ya, öyle bir şeydi işte.
George Orwell
Parti sloganında ne deniyordu: Geçmişi denetim altında tutan, geleceği de denetim altında tutar; şimdiyi denetim altında tutan geçmişi de tutar.
Yenisöylem'in tüm amacının, düşüncenin ufkunu daraltmak olduğunu anlamıyor musun?
Bağlılık, düşünmemek demektir, düşünmeye gerek duymamak demektir.Bağlılık bilinçsizliktir.
Bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar, ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler.
...Gerekli olan tek şey, bir savaş halinin var olmasıdır.
...Savaşın amacı toprak ele geçirmek ya da toprak yitirmeyi önlemek değil, toplum yapısının hiç değişmeden sürmesini sağlamaktır.
Akıllılık çoğunluğa bakılarak ölçülmez.
Eşitliğin olduğu yerde akıl ağır basabilirdi.
Çünkü engizisyon, düşmanlarını meydanlarda, hem de hala nedamet getirmedikleri için öldürdü...İnsanlar gerçek inançlarından vazgeçmedikleri için öldürüyorlardı.İster istemez, tüm onur kurbanın, tüm utanç da onu diri diri yakan Engizisyoncu'nun oluyordu.
Geleceğin resmini görmek istiyorsan, bir insan yüzüne basmış bir postal getir gözlerinin önüne.
Bir kez teslim olmayagör, gerisi kendiliğinden geliyordu.Hani,çok güçlü bir akıntıya karşı yüzmeye çalışırken birden vazgeçip kendini akıntıya bırakırsın ya, öyle bir şeydi işte.
George Orwell
24 Nisan 2018 Salı
Küçük Prens
Sevdiğiniz çiçek milyonlarca yıldızdan yalnız birinde bile bulunsa yıldızlara bakmak mutluluğumuz için yeterlidir.Kendini yargılamak başkalarını yargılamaktan çok daha güçtür.Kendini yargılamayı başarabilirsen gerçek bir bilgesin demektir.
İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir.
Gülünü bunca önemli kılan, uğrunda harcadığın zamandır.
Bir yerde bir kuyunun saklı oluşudur çöle güzellik veren.
Sizin dünyada insanlar bir bahçede beş bin gül yetiştiriyorlar yine de ardıklarını bulamıyorlar.
Oysa aradıkları tek bir gülde, bir damla suda bulunabilir.
Birinin sizi evcilleştirmesine izin verirseniz gözyaşlarını da hesaba katmalısınız.
Büyükler sayılara bayılırlar.Tutalım, onlara yeni edindiğiniz bir arkadaştan söz açtınız, asıl sorulacak şeyleri sormazlar.Sesi nasılmış, hangi oyunları severmiş, kelebek biriktirir miymiş, sormazlar bile.Kaç yaşında? derler, kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası kaç para kazanıyor? Bu türlü bilgilerle onu tanıdıklarını sanırlar.
22 Nisan 2018 Pazar
Dahi Diktatör
Dictator Roma Cumhuriyeti Senatosu'nun olağandışı haller için tek bir seçilmiş memuruna tanıdığı mutlaki yönetim hakkını temsil eden ünvanın adıydı.
Atatürk'ün yaptıkları tarih mahkemesi önünde yargılanmış ve kendisi tüm uygar insanlığın alkışlarını almıştır.Bugün hür ve refah bir ülkede yaşıyorsak bu onun eseridir.Atatürk, özgürlüğü öğretebilmek, topluma yayabilmek için bir süre diktatörlük yapmıştır.Bunu çocuk yetiştiren ebeveynin çocuklarına yaptığı muameleye benzetebiliriz.
Eleştirel Akılcılık(Critical Rationalism-Karl Raimund Popper), sorun çözmek için varsayım önermek ve önerilen varsayımları gözlem raporlarıyla kontrol ederek, gözlemle çelişenleri, elemek olarak ifade edilir.
Atatürk'ün kullandığı yöntem eleştirel akılcılıksa, bilimsel bir yöntem demektir ve bu yöntemi kullana kisi de bu nedenle bilim insanı addedilir.
"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir,fendir" M.Kemal Atatürk
"Tatbikatı birtakım safhalara ayırmak ve vakayi ve hadisattan istifade ederek milletin hissiyat ve efkarını ihzar etmek ve kademe kademe yürüyerek hedefe vasıl olmaya çalışmak lazım geliyordu." M.Kemal Atatürk
"Gaye, fikirdir.Zafer, bir fikrin istihsaline hizmet nispetinde kıymet ifade eder.Bir fikrin istihsaline dayanmayan bir zafer payidar olamaz."M.Kemal Atatürk
"Efendiler ve Ey Millet,
İyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz.
En doğtu, en hakiki tarikat, tarikat-ı medeniyettir.
Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak, insan olmak için kafidir."
Medeniyet: Şehir içinde toplu yaşama becerisi
Bireysel eleştiriyi icat eden, sistemli bir hale getiren bu insanların kim olduğunu biliyoruz: Thales ve Anaksimander
Osmanlı İmparatorluğunda arkeolojik çalışmalar var,Osman Hamdi Bey dışında bir tane Türk yok aralarında.
Osmanlıca diye bir dil yok.Osmanlıca bir "esperanto"dur, yani bir sürü dilin bir araya gelmesiyle yaratılmış yapay bir dildir.Osmanlıcayı layıkıyla okuyup anlayabilmek için Türkçe bilmek lazım, Farsça bilmek lazım, Arapça bilmek lazım.
Bir yerde entelektüel söylem gelişmemişse dil de gelişmez.
Atatürk zamanında ve daha sonra Hasan Ali Yücel ile başlatılan bazı hareketler vardı.Demokrat Parti iktidara gelmesini müteakip bunlara engel oldu.Neydi bunların en önemlisi? Tercüme.
Karşındakiyle akılcı bir şekilde gözleme ve mantığa dayanarak tartışamayacağım bir şeyi eğitime sokmam.Aksi takdirde dayatma olur.
Evet, din de sosyolojik bir olgudur, bunu öğrenilmesi, bilinmesi gerekir.Ama devletin yapacağı şey en fazla dinler tarihini okutmak, din felsefesini, sosyolojisini öğretmek olabilir.
"Sizleri bir kıvılcım olarak gönderiyorum, volkan olarak dönünüz." M.Kemal Atatürk
Denir ki,İkinci Dünya Savaşı sırasında en iyi Alman Üniversitesi İstanbul Üniversitesi idi.
"Türkiye Cumhuriyetini kuran insanlara Türk halkı denir" M.Kemal Atatürk
Atatürk'ün Türkleri Anadoludaki herkesi içeriyor.
...etüt yapmak Atatürk'den kalan bir alışkanlıktı.
...sarık çölün şapkasıdır.Çünkü adam sarığını açar, kum fırtınasında yüzünü korur.
Osmanlı, son dönem İstanbullular hariç, kadının yüzünü açtırmıyor, saklıyor.İyi de, kadın senin hayvanın mı?
"...altı kaval üstü şişhane diye ifade olunabilecek bir kıyafet ne millidir ve ne milletlerarasıdır." M.Kemal Atatürk
Selim, kendisini İslam'ın başı, lideri ilan ediyor.O zamana kadar Osmanlı'da bu tür bir İslam geleneği yok.Osmanlı'da o döneme kadar Ahmet Yesevi'den bu yana sürdürülen daha liberal, dervişlerin yönettiği bir İslam geleneği var.Yavuz ilk defa Arap tarzı İslam'ı içimize sokuyor ve o dönemden itibaren Türkiye'nin çöküşü başlıyor.
Eğer bağımsız yaşamak istiyorsan uygarlığa ayak uydurucaksın.
Atatürk'ün bize mirası "aklını kullan" tavsiyesidir.
Celal Şengör
29 Mart 2018 Perşembe
Tuhaf - 2018
"Bir sanat eserini müzede sergilemek için ait olduğu yerden almak doğru mu bilmiyorum.Bir yandan sanat eserini korumak için önemli tabii, ama korumakla yağmalamanın farkını unutmamalıyız." Gael Garcia Bernal
"Oysa bir ülkenin eğitimsiz olma durumu, roman ve şiir okunmamasıyla yakından ilgilidir.Batı düşüncesinin gelişiminde edebiyatın rolünü görmezden gelmeye olanak var mı?
Hep söylediğim gibi, Homeros, Dante, Virgilius, Shakespeare, Cervantes,Moliere, Balzac, Stendhal gibi yaratıcılar olmadan Batı uygarlığını düşünmek mümkün mü?" Zülfü Livaneli
"...Adnan Menderes'in beş tane Sinan mescidini yok ettiğini tekrar vurgulamak lazım...Demek ki Bizans'ın tahribinden önce Osmanlı'nın tahribi başlıyor ve giderek derinlere iniyor."İlber Ortaylı
"...kazandığı onca parayla ne yapacağını düşünmeye başladı.Tabii ki hayatıyla ne yapacağını da düşünebilirdi, en az öteki kadar ilginç bir soruydu..." Etgar Keret
"Fotoğraf çekmemizin en önemli sebebi kendi varlığımızı yalnızlığımız üzerinden tanımlamaktır...
Sokak kolay ulaşılabilir bir malzeme ama sokağı tanımadan fotoğrafını çekemezsin" Mustafa Seven
"...Tüm dünya liderleri bir araya gelmiş, özgür ruhunun kalıbına tükürecekleri günün tarihini seçmişlerdi." Kalben
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

"Bugünkü dönemin içinden yeni Aziz Nesinler, yeni yaşar Kemaller, yeni Orhan Kemaller çıkacak mı" diye hep soruyorlar.Ben bir bok görmüyorum."
Ara Güler
"Ara Güler'e kadar İstanbul'u fotoğraflarla böyle kapsamlıca belgeleyen hiç kimse olmamıştı.Onun dönemine kadar, neredeyse herkes turistik fotoğraflar çekiyordu ve tüm fotoğraflar birbirine benziyordu." İlber Ortaylı
"Ara Güler'in ustalığı, kendilerini ele vermek istemeyen bu insanların taktıkları maskeleri teker teker alaşağı ediyor ve onları çıplak halleriyle gösteriyor bizlere" Zülfü Livaneli
"Fotoğraf makinesi bir alettir, fotoğrafı beyin çeker."Ara Güler
"Kendi iç dünyanızı ve duygularınızı keşfetmelisiniz ve bunu yaparken karanlık bölgelere ayak basmaktan çekinmemelisiniz...
...Oynadığınız her rolle bir mesaj verirsiniz.Rol almayı seçtiğiniz fimler haliyle hayatınızı nasıl yaşadığınıza ilgili bir mesaj veriyor....
Bir şey için tutku duyuyorsanız ileriye gidebilirsiniz."
Juliette Binoche
Film:
-İngiliz Hasta(1996)
-Aslı Gibidir(2010)
-Üç Renk:Mavi
Kitap:
-Sponville (Andre Comte)
-Tarih ve Tın (Joel Kovel)
-Türkiye'de Sol Akımlar ciltleri (Mete Tuncay)
-Yeryüzünde Yedi İz (Ara Güler)
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

"Cumhuriyet dediğiniz çeşit çeşittir. Benim bildiğim cumhuriyet; laik, adaletin var olduğu, her vatandaşın yasalarla korunduğu ve hem yasalar önünde hem de sosyal hayatta eşit olduğu, toplumu ahlakın en yüksek düzeyine ulaştıran bir idare şeklidir" Muazzez İlmiye Çığ
"Böyle yönetilen bir ülkede yaşıyor olmak insana mutluluk, özgürlük ve umut hissettirir. Açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, ülkemizdeki Cumhuriyet'in ilanından 1950'li yıllara kadar böyle bir Cumhuriyet'i yaşadım.O yıllar Türkiye'nin mucizevi yıllarıydı.Türkiye hızla kalkınıyor, devrimlerle yenileniyor ve bir anda dünya ile arasındaki farkı kendine özgü bir biçimde hızla kapatıyordu..."Muazzez İlmiye Çığ
"Öğretmenler yaratıcı olmayınca da öğrencileri derse bağlayan bir yenilik ortaya çıkmıyor."Prof.Dr. Selçuk R. Şirin
"Hayal olmazsa inovasyon, inovasyon olmazsa rekabet gücümüz olmaz."Prof.Dr. Selçuk R. Şirin
"...Eğer eğitimde çağı yakalamak istiyorsak Finlandiyaya gitmeye gerek yok.Aradığımız formul yakın tarihimizde yatıyor.Tıkı Köy Enstitülerinde yaptıkları gibi öğretmene değer vereceksin, onların yaratıcılığını destekleyeceksin ve her çocuğa öğrendiğini hayata gecireceği bir ortam yaratacaksın."Prof.Dr. Selçuk R. Şirin
"Okul öncesi eğitimi çok dert ediyorum.Çünkü elimdeki tüm veriler bu dönemde yapılan yatırımların, topluma geri dönüşünün en yüksek yatırımlar olduğunu gösteriyor."Prof.Dr. Selçuk R. Şirin
"Gerçek müfredat hayattır.Bu anlamda klasik anlamıyla okul aslında miadını doldurmuş bir kurumdur diyebiliriz."Prof.Dr. Selçuk R. Şirin
"Bir an önce esnek eğitim modeline geçmemiz gerekiyor.Okul öncesi eğitimden başlayarak çocuklara eleştirel düşünmeyi öğreten, hayallerinin peşinden gitmeleri gerektiğini söyleyen ve bireysel zenginliği öne koyan bir model kurmamız gerekiyor.Ama bütün bunların olması için en önce her çocuğa okuduğunu anlama, temel bilimsel düşünme ve matematik beceresini kazandırmamız şart."Prof.Dr. Selçuk R. Şirin
"Kaliteli eğitim, eleştirel düşünce iklimi ve adil rekabet."Prof.Dr. Selçuk R. Şirin
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Deniz ve arkadaşları, 6 Mayıs 1972 karanlığında, kendi iskemlelerine tekme atıp "varlıklarını Türk varlığına armağan ettikleri" gün, vatanseverlik ve devrimciliğin anıtı oldular.O anıt ki hala önünden milyonlarca insan, her yıl iki bin meslektaşını yitiren işçiler, ekmeğinden edilen memurlar, ürünleri elinden alınmış köylüler, geri kalmışlığı dert edinen üniversiteliler, dilinden ve inancından ötürü ayrımcılığa maruz kalanlar, saygı içinde geçmektedir.
İsmail Saymaz
İnsanlık tarihinin eşitlik, adalet, özgürlük ve sınıfsız bir toplum için süregelen yüzlerce yıllık özlemini hayata geçirme savaşı, 19. yüzyılda sosyalistler, komunistler tarafından devralınmıştır.
Korkut Boratav
Heykeller toplumun belleğidir...
Türkiye'de anti-emperyalist, tam bağımsız ilerici hareket kendi aydınlatıcı tarihinden 70'li ve 80'li yıllarda koparılmak istenmiştir...
Bugünlerdeki karanlığa düşmemizin sebebi kendi aydınlanma tarihimizi bilmeyişimizden geliyor...
Yaşar Kemal hoca "O güzel insanlar o güzel atlara binip gittiler" diyor.Tabii gideceklerdi ama onların gittiği atların izi duruyor.Biz o izleri takip edeceğiz.
Sunay Akın
Emperyalizm, finans oyunlarıyla ters düştüğü ülkenin insanlarına yönelik zulme başlıyor.
Nebil Özgentürk
Gitmeli mi? Kalmalı mı?
Bu ülkeden gitmek istiyorum diyen birine ne dersiniz?
"Gittiğin yerde ne bulmayı ümit ediyorsunuz, iyi düşünün derim" Celal Şengör
"Kim olduğuna göre değişir...Geleceği olan biriyse genellikle gitmesini tavsiye ediyorum" Ali Nesin
"Anayasamız bile devleti vatandaştan korumak için kaleme alınmıştır"Ali Nesin
"Yurtdışında yaşayan biri kendi dünyasını kurmazsa çok mutsuz olabilir"Ali Nesin
"Batı'da uzun yıllar yaşamamış biri hoşgörünün ne demek olduğunu tam olarak anlamıyor, demokrasiyi içine sindiremiyor"Ali Nesin
"Ben yetenekli gençlerin kariyerlerinde önemli bir seviyeye gelmeden dönmemeleri gerektiğini düşünüyorum."
"Başarının esas motoru kişinin zekası ve tutkusudur.Bunlara sahip olmayan nereye gitse bir şey olamaz"Celal Şengör
"Huzur çevreden ziyade, insanın o çevreyi nasıl kullandığıyla ilgilidir."Celal Şengör
"Problemden kaçarsanız, onun sizi takip ettiğini görürsünüz."Celal Şengör
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

"Yaşamak istiyorum.
Yaşamayı bu soğumuş cehennemde
Ölü bir dost gibi içim titreyerek düşünmek değil sade,
Yaşamayı yaşamak istiyorum."
Can Yücel
"Her edebiyatçının bir kenti olmalı, o kenti yüceltmeli.Datça böyle bir sevdalanmanın yeridir artık."
Can Yücel
"Artık sevemiyoruz; yalnızca seveni seviyoruz.Artık ne istediğimizi bilmiyoruz, ama bir başkasının istediğini isteyebiliyoruz.İstemek, yapabilmek ve bilmek eylemleri terk edilmedi ama bir başkasına devredilerek genel olarak ilga edildiler." Jean Baudrillard
"Ben, içinde çarşısı olanı severim.İçinde söyleşen, yaşama sevinci duyan, bilişen, etkileşen insanları yaşayanları..." Ahmet İnam
"Yeni bir dil öğrendiğinizde sadece konuşmanın yeni bir yolunu öğrenmiş olmazsınız, düşünmenin yeni bir yolunu da öğrenmiş olursunuz." Prof Boroditsky
"Düşünceler iyi anlatılmazsa yapılması gereken işler yapılmaz.Görevler gereği gibi yapılmazsa töre ve düzen bozulur.Adalet yoldan çıkarsa şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez.Bunun içindir ki hiçbir şey dil kadar önemli değildir." Konfüçyüs
"Marie-Antoinette'nin "Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler" dediği öne sürülmüştü.Aslında bu durum yanlış çeviriden kaynaklanmıştı.Kraliçe "yağlı çörek" anlamına elen "brioche" yesinler demiş, bu kelime pasta olarak çevrilmişti." Mehmet Yaşin
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

"Bir sürü semt var üst üste evlerin kurulduğu.Bölgelerde yeşil saha yok, oyun alanı yok, vakit geçirilecek yer bulmak imkansız...Avrupa'da proletarya mahallelerindeki birahaneler örneğin, hepsi kendine göre bir vakit geçirme dünyasıdır....Bizde ise vakit geçirilecek alan yok.Alansızlık, gençlikte şuursuzca bir bunalım yaratıyor.Bu memlekette artık yetişkinler değil, çocuklar bunalıyor."
İlber Ortaylı
"İnsana yapılan köpeğe de yapılıyor...tüm bu sorunların maddi gelişmişliğin getirdiği bir zihniyetle çözüleceği kanısında değilim.Her şeyden önce, insanlarda manevi duyguların gelişmesi gerek."
İlber Ortaylı
"Nazar, eşitlikten bu kadar uzak ve gelir dağılımı aşırı derecede bozuk bir ülkede korkunç bir gösteriş merakının pençesinde kıvranan toplumun yadsınamaz bir gerçeği olarak beliriyor."
Zülfü Livaneli
"Ben aslında en güzel resimleri atlamışımdır, çekememişimdir.Ya, yanımda makine yoktur ya bir eksik vardır....Sen gidersin bir aracı çekersin gölgesi yanında şöyle gidiyordur, ortasında bir sümüklü böcek vardır.Mesela de ki kompozisyon böyle birşey.Beş dakika sonra başkadır.On beş dakika sonra daha başkadır."
Ara Güler
"Adil insan mutlu olmak için yeni bir sosyal statü ya da iktidar peşinde koşmaz; çünkü adalet gibi bir dengeye sahip olmak, onu her daim mutlu ve dolayısıyla zengin kılar."
Barış Özcan
"Bu ülkede Ermeniler infiale kapılmıyorsa, Aleviler tahrik olmuyorsa, kadınlar galeyana gelmiyorsa, galeyana gelmek ve tahrik olmak birilerine verilen bir imtiyazdır."
İsmail Saymaz
"Aşka, hırsa, topluma sırt çevirenlerden kendininizi sakınınız.Vazgeçmiş olmanın intikamını alacaklardır."Emil Michel Cioran
"...1980 çok büyük bir yıkım oldu.Türkiye'nin belini büktü.Hala toparlanamamızın sebebi belki de bu.Bunu ancak bir düşman yapabilirdi.Her şeyi mahvettiler." Mehmet Güreli
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
"Yalnız olduğunu, tek başına olduğunu fark etmek insan yavrusunun insanlaşma sürecinde deneyimlediği en keskin virajdır." Agah Aydın
"Özne, anıların bıraktığı izlerin üzerine kurulur...İnsanın her eylemi etine işlenmiş eski acıların, belleğine kazınmış eski resimlerin yeniden yorumlanmasıdır." Agah Aydın
"Nereye gidersen git, bırakıp gittiklerinin olmadığı bir yer bulamayacaksın!" Agah Aydın
"Tamamen bir yabancı olduğunu fark edene kadar birisiye zaman geçirmek ne kadar da acı." Eternal Sunshine of the Spotless Mind
"Anı yok olunca insanın o anıyı yaşarkenki versiyonu da yok olur." Şule Öncü
"Hafıza bir depo değildir; birbirinin üzerine kaydedilen her anı, öncekileri değiştirir.Bilinçli bir şekilde geçmişi geçmişteki haliyle hatırlamaya çalışmak beyhude bir çabadır." Elis Şimşon
"Hayatın görüntüsü her an unutuş tarafından yok edilir, her gerçeklik, kendisinden sonra gelen tarafından silinir..."Proust
"İdeal insan sevgiyi bilen, öğrenmiş olandır...Bizim terbiyemizde merak etmek yasak ve yersizdir. Çok soru soruyorsun diye azar işitirsin...Kediyi sevmeyi öğretmeden kedi alamazsın.Piyano dinletmeden de piyano dersi aldıramazsın." Ayhan Sicimoğlu
"Sahip olduklarının değerini anlayan insan, mutsuzluklarını bile yapay değil gerçek sebepler üzerine kurar." Ayhan Sicimoğlu
"Sevdiğiniz arkadaşlarınızla geceleri entelektüel tartışmalara girip kendinize uzaktan bakmayı denemeniz ve öğrenmeniz lazım." Ayhan Sicimoğlu
suböreği->Sarıyer Bilici Börekçisi
"O büyük yaratıcı, insan ruhundaki karanlığa bakma cesaretini göstererek insanlık hallerinin keskin bir gözlemcisi oldu...Savrulan bir toplumdaki bireylerin iç dünyalarına en çok yaklaşabilen yazardır Dostoyevski.Bu bakımdan benzersizdir, eşine edebiyatta değil ancak Freud gibi ruhbilimcilerde rastlanabilecek bir derinliğe sahiptir." Suç ve Ceza Üzerine/ Zülfu Livaneli
"Dostoyevski o dönemde korkunç bir Slav milliyetçisi olarak çıkar karşımıza." Zülfu Livaneli
"Yol gitgide daha da tuhaflaştı.Kalın bir sis kapladı ortalığı.Göz gözü görmez oldu.Yavaşladın.Etrafı görmek için dikkatle bakınıyordun.Sonra hafifledi sis.Sizden başka kimsecikler yoktu.O kadar boştu ki yanlışlıkla kapalı bir yola girdiğini düşündün.Zaman mefhumunu yitiriyordun.
Birden içinde bir şey aydınlanmaya başladı.Dünyada ikinizden başka kimse kalmamış gibiydi.O şehre defalarca gittiğin halde bu yolu ilk kez goruyordun.Hayal gibi.Film gibi.Sadece sen ve o.Hoşuna gitti bunu düşünmek.
Gerçekliğin dışına çıktığını hayal etmek yüzünde kaçak bir gülümsemeye yol açtı...O da en az senin kadar şaşkındı.En az senin kadar mutlu.Tadını çıkarmaya çalışıyordunuz o müphemliğin.Herşeyden azade olmanın.Akıl dışılığı.Zamansızlığın ve mekansızlığın.
Uzun süre öyle gittiniz.Ne kadar sürdü?Bir an bitmeyeceğini düşündün.Ne kadar safça...
Sonra bitiverdi...Sevinemedin.Her şeyin bittiği anlamına geliyordu, o büyülü anın, kimsenin olmadığı o mutlak yalnızlığın, hayattan kaçışın." Tarık Tufan
"Ben neyin peşindeyim? Şık bir pasta değil, ekmek olarak şiirin; başyapıt olarak değil, yaşamak için yapılan iş olarak şiirin." Ursula K. Le Guin
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
"Sahip olduğunuz şeyler sizin sahibiniz olur." Fight Club
"Faşizm en karanlık kesimlerden çıkmak zorunda değildir."Bülent Diken
"...tüketim toplumu terörü yarattıysa, bunun çözümü terörle mücadele olamaz."Bülent Diken
"Kendisini incitmeyi göze alamayan hiçbir toplum ya da politik yapı sorunlarını çözemez."Bülent Diken
"Avrupa'da sık sık rastladığımız gibi, 1700'lerden beri aynı evlerde oturan aileler, iki yüz elli yıldır sürüp giden aile işletmeleri, dükkanlar, kurumlar, yüz elli yıllık kitapçılar bulunmaz bizde...Herkes durmadan taşınır.Kamyonlar gelir gider, insanlar otobüslerle, trenlerle, özel araçlarla karıncalar gibi oradan oraya yolculuk eder....İlişkilerimizde göçebe kurallarına uyar.Çünkü dostluk bir yerleşik düzen işidir...göçebenin dosta ihtiyacı yoktur." Zülfü Livaneli
"Bizim Türkler fotograf makinesi alıp ailelerini çeker.İçinden geçtiğimiz sokakların,ara sokakların, evlerin fotoğrafı yok."İlber Ortaylı
"....Nazım Hikmet'i de tanımadım.Yazdıklarından ne kadar tanınabilirse o kadar biliyorum.Bir kere Nazım cok dürüst bir adam.Memleketimden İnsan Manzaraları müthiştir." İlber Ortaylı
"...sofrada içki olmadığı zaman yemek ihtiyaç için yenir ve sofradan çabuk kalkılır." Vedat Milor
"Dışarıdan baktığınız zaman büyük sahtekar olarak tanımlayacagınız insanlar tahmin ediyorum ki vicdan olarak oldukça rahattırlar.Çünkü hiçbir şekilde kendilerini sorgulama yetenekleri yoktur." Vedat Milor
"İnsanlar karşılarındaki insanı dinlemeden cevap veriyorlar....ciddi bir empati empati eksikliğine tekabül ediyor." Vedat Milor
"Takiyüddün Efendi yaşadığı dönemde dünyada gökbilimcilerden çok daha ilerideydi.Galileo Galilei'den, Nicolaus Copernicus'dan bile.1585'de İstanbul'da kurduğu rasathane dönemin donanma komutanı Kılıç Ali Paşa'nın denize attığı top atışlarıyla yıkılmış.Biz daha sonra, ancak Cumhuriyet döneminde, Kandilli Rasathanesi'nin teleskobuyla yıldızlara bakmaya başlayabildik...330 yıl geçti ve 330 yıl yıldızlara hiç bakmadık." Sunay Akın
"1890-1910 kuşağı...öyle sanıyorum ki bu 'kıyamet korkusu' bu kuşağın bireylerini kendi alanlarının bilgilerini daha fazla ciddiye almaya teşvik etti...Osmanlı'nın son dönemlerinde ideolojik bağıtlama dediğimiz davranış, daha sonraki dönemlerde olduğu kadar katı değildi....Çoluk çocuğa 'Padişahım çok yaşa' diye bağırtıyorlar ama bunun çok derinlemesine ciddiye alındığını sanmıyorum.'Tabular' ile beraber 'kutsallıklar' da tam olgunlaşmamıştı....Bu yasaksız entelektüel ortamın da söz konusu kuşağın böyle iyi yetişmesinde payı olduğunu sanıyorum...Çünkü birçok bakımdan daha avantajlı, daha ileri olan Cumhuriyet yıllarında entellektüel üretimin buna rağmen aynı derecede nitelikli olamadığını görüyorum." Murat Belge
1890-1910 kuşağı...
M.Kemal Ataturk
İsmet İnönü
Fuat Köprülü
Lütfi Barkan
Ahmet Hamdi Tanpınar
Hilmi Ziya Ülken
Arif Müfid Mansel
Osman Hamdi Bey
Nazım Hikmet
Sait Faik
Sabahattin Ali
Nurullah Ataç
Süheyl Ünver
Cemal Reşit Rey
Zİya Gökalp
Mehmet İzzet
Muzaffer Şerif
Hasan Ali Yücel
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
"...bazen sevdiklerimizin özgürce uçmasına izin vermeliyiz.Onları kafese koymak tutsak etmektir.Onları salabilmek gerçek aşkın ispatıdır.Aşkın sahiplenme duygusundan uzak olması gerekiyor." Hale Soygazi
"İnsan çevresiyle vardır.Çevresi güzel olunca insan huzurlu olur." Hale Soygazi
"Çocukluk masumiyetini koruyan bir yetişkin benim için tuhaftır, güzel anlamda tabii...Bir anne ya da baba olmak seni bir yetişkin yapar.Küçük Prens okumak seni daha iyi bir yetişkin yapar." Mark Osborne (Küçük Prens filminin yönetmeni)
"Çocukluk masumiyetini koruyan bir yetişkin benim için tuhaftır, güzel anlamda tabii.Bencil olan,başkalarıyla empati kurmayan, bu dünyayı iyileştirmeye çalışmayan yetişkenler de tuhaflar ama bana uzaklar.İnsan olmayı ıskalayacak kadar açgözlü bir karakter....Küçük Prens'i yakınlarımızda tutmalıyız, asıl önemli olanı bize hatırlatması için" Mark Osborne
Mark Osborne- The Little Prince (animation movie)
"Ben bir sanatçıyım, sanatçı da boksöre benzer.Bazen kazanır, bazen kaybedersiniz...Daha çok başarısızlığa uğrarsanız daha güçlenirsiniz. Başarısızlık insana başarılardan daha fazla şey öğretir." Fatih Akın
Beykoz Kundura Fabrikası - Kısa Film: Külden Önce - Nebil Özgentürk
"Organik: Fidan veya fide dikilerek toprağa en az yedi yıl, hiçbir şekilde kimyasal bulaşmamış olması lazım.Suni gübre, tarım ilacı hepsi yasak..." Selahattin Duman
"Çirozun sahtesi nasıl olur? Tabii ki istavritten.
Çiroz, bir İstanbul mezesidir,Bizans'dan miras kaldığı söylenir...Tam rakı için keşfedilmiş bir meze sanki, ekşimsi...
Gerçek çiroz, 14 Nisan'dan sonra yakalanan uskumrudan yapılır.Çünkü Karadeniz'e doğru yolculuğa çıkan balık, tüm yumurtasını Marmara'ya bırakırmış, zayıflamış tam çiroz'a dönmüştür.Birisinin zayıf olduğunu anlatmak için "çiroz gibi" demez miyiz zaten!" Mehmet Yaşin
"Nasıl sevmem yanlışlarımı, yolu bir sevgiliye çıkar" demişim.
Doğruların götürdüğü yolda kaybolmazsan sevgili çıkmaz karşına." Ahmet İmam
"
-...bunlar insanı mutlu etmeye yetmez.
-Ne eder?
-Ben sana söyliyim; hiçbir şey.İnsanı en çok sahip olmadığı, yalnızca hayal ettiği şeyler mutlu eder.
"
Ebru Ceylan
"Aşk içerde yaşanır, herkesin aşkı kendine.Hatta aşk için, aşık bile bahane." Ebru Ceylan
"Yıllar içinde, biçimsel olarak başarılı bazı ,nsanların iler orta yaşa yaklaştıklarında boşluğa düştüklerini gördüm.Kimi, üzerlerine çöken karamsarlıktan kurtulabilmek için yeni, ama t-yine biçimsel seçimler yaparak kısır döngülerini aşamadı.Daha az sayıda insan ise o güne kadar ilgilenmiş oldukları bazı şeylerin aslında kendilerini ilgilendirmemiş olduğunu fark edip daha uygun seçimlerin arayışına yöneldiler" Engin Geçtan
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Kafka'nın romanlarında...Devlet,yönetim ya da adalet biçimiyle...özgürlüğün olmadığı, acı çeken, opak,anlaşılmaz bir dünyadır." Michael Löwy
"Senin önünde kendimi yere atsam, ağlasam ve anlatsam bile, biri sana cehennemi 'sıcak ve korkunç' diye anlattığında cehennem hakkında ne bilebilirsen, benim hakkımda da ancak o kadar bilebilirsin" Kafka
Kafkayı en çok etkileyen isimler...Schopenhauer, Nietzsche,Goethe,Kleist,Flaubert,Dostoyevski
"İçinde yaşadığımız gerçekler absürd, absürd de gerçek olduğuna göre, mutlak Kafka dünyanın gerçeğini tanımamıza, dünyaya dayanmamıza yol gösteren en önemli yapıtların yazarı."Albert Camus
"Profesyonel olmayan oyuncular, yetenek eksikliklerini enerjileri ve dürüstlükleriyle kapatırlar." Willem Dafoe
"İstanbul...Çok çarpıcı bir kültürel yoğunluk var burada.Siyasetten bağımsız akan, çok yüksek, dalga dalga yayılan bir hayat var...hayat duygusu..."Ludovico Einaudi
"Çok fazla kopyalama eğilimi oluyor gençlerde.Asında kim olduklarını, kendi içlerinde aramalılar.Kendilerini anlamak için zaman ayırmalılar ve kendi biricik bakış açılarını bulmalılar, kendi özgün dillerini." Ludovico Einaudi
Taranta projesi-> Ludovico Einaudi & Mercan Dede
"Sanat, edebiyat alanlarında derinleşmek, aynı zamanda genişlemek istiyorsak, eleştiri bunun zorunlu uğraklarından biri, tamamlayıcı üyelerinden biri." Murat Belge
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
"Merakın şehvetiyle, sürgünün derdini karıştırmayalım"
Yekta Kopan
"Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanmadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?"
Sabahattin Ali
Sunay Akın: "...Muhalif ve son derece entelektüel biriydi.Köy Enstitülerinin kapanmasındaki en büyük nedenlerden biri de Sabahattin Ali'dir.Sabahattin Ali'yi, Hasanoğlan Köy Enstitüsüne konuşmacı olarak getiriyorlar.O kadar güzel, o kadar etkili konuşuyor ki oradaki öğrencilerin birkaç tanesi şikayetçi oluyor."
"Beğenilmeyi istemek genel geçer olmaya götürür" Murat Belge
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Carpe diem! : Günü yakala
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
"Oysa bir ülkenin eğitimsiz olma durumu, roman ve şiir okunmamasıyla yakından ilgilidir.Batı düşüncesinin gelişiminde edebiyatın rolünü görmezden gelmeye olanak var mı?
Hep söylediğim gibi, Homeros, Dante, Virgilius, Shakespeare, Cervantes,Moliere, Balzac, Stendhal gibi yaratıcılar olmadan Batı uygarlığını düşünmek mümkün mü?" Zülfü Livaneli
"...Adnan Menderes'in beş tane Sinan mescidini yok ettiğini tekrar vurgulamak lazım...Demek ki Bizans'ın tahribinden önce Osmanlı'nın tahribi başlıyor ve giderek derinlere iniyor."İlber Ortaylı
"...kazandığı onca parayla ne yapacağını düşünmeye başladı.Tabii ki hayatıyla ne yapacağını da düşünebilirdi, en az öteki kadar ilginç bir soruydu..." Etgar Keret
"Fotoğraf çekmemizin en önemli sebebi kendi varlığımızı yalnızlığımız üzerinden tanımlamaktır...
Sokak kolay ulaşılabilir bir malzeme ama sokağı tanımadan fotoğrafını çekemezsin" Mustafa Seven
"...Tüm dünya liderleri bir araya gelmiş, özgür ruhunun kalıbına tükürecekleri günün tarihini seçmişlerdi." Kalben
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

"Bugünkü dönemin içinden yeni Aziz Nesinler, yeni yaşar Kemaller, yeni Orhan Kemaller çıkacak mı" diye hep soruyorlar.Ben bir bok görmüyorum."
Ara Güler
"Ara Güler'e kadar İstanbul'u fotoğraflarla böyle kapsamlıca belgeleyen hiç kimse olmamıştı.Onun dönemine kadar, neredeyse herkes turistik fotoğraflar çekiyordu ve tüm fotoğraflar birbirine benziyordu." İlber Ortaylı
"Ara Güler'in ustalığı, kendilerini ele vermek istemeyen bu insanların taktıkları maskeleri teker teker alaşağı ediyor ve onları çıplak halleriyle gösteriyor bizlere" Zülfü Livaneli
"Fotoğraf makinesi bir alettir, fotoğrafı beyin çeker."Ara Güler
"Kendi iç dünyanızı ve duygularınızı keşfetmelisiniz ve bunu yaparken karanlık bölgelere ayak basmaktan çekinmemelisiniz...
...Oynadığınız her rolle bir mesaj verirsiniz.Rol almayı seçtiğiniz fimler haliyle hayatınızı nasıl yaşadığınıza ilgili bir mesaj veriyor....
Bir şey için tutku duyuyorsanız ileriye gidebilirsiniz."
Juliette Binoche
Film:
-İngiliz Hasta(1996)
-Aslı Gibidir(2010)
-Üç Renk:Mavi
Kitap:
-Sponville (Andre Comte)
-Tarih ve Tın (Joel Kovel)
-Türkiye'de Sol Akımlar ciltleri (Mete Tuncay)
-Yeryüzünde Yedi İz (Ara Güler)
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

"Cumhuriyet dediğiniz çeşit çeşittir. Benim bildiğim cumhuriyet; laik, adaletin var olduğu, her vatandaşın yasalarla korunduğu ve hem yasalar önünde hem de sosyal hayatta eşit olduğu, toplumu ahlakın en yüksek düzeyine ulaştıran bir idare şeklidir" Muazzez İlmiye Çığ
"Böyle yönetilen bir ülkede yaşıyor olmak insana mutluluk, özgürlük ve umut hissettirir. Açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, ülkemizdeki Cumhuriyet'in ilanından 1950'li yıllara kadar böyle bir Cumhuriyet'i yaşadım.O yıllar Türkiye'nin mucizevi yıllarıydı.Türkiye hızla kalkınıyor, devrimlerle yenileniyor ve bir anda dünya ile arasındaki farkı kendine özgü bir biçimde hızla kapatıyordu..."Muazzez İlmiye Çığ
"Öğretmenler yaratıcı olmayınca da öğrencileri derse bağlayan bir yenilik ortaya çıkmıyor."Prof.Dr. Selçuk R. Şirin
"Hayal olmazsa inovasyon, inovasyon olmazsa rekabet gücümüz olmaz."Prof.Dr. Selçuk R. Şirin
"...Eğer eğitimde çağı yakalamak istiyorsak Finlandiyaya gitmeye gerek yok.Aradığımız formul yakın tarihimizde yatıyor.Tıkı Köy Enstitülerinde yaptıkları gibi öğretmene değer vereceksin, onların yaratıcılığını destekleyeceksin ve her çocuğa öğrendiğini hayata gecireceği bir ortam yaratacaksın."Prof.Dr. Selçuk R. Şirin
"Okul öncesi eğitimi çok dert ediyorum.Çünkü elimdeki tüm veriler bu dönemde yapılan yatırımların, topluma geri dönüşünün en yüksek yatırımlar olduğunu gösteriyor."Prof.Dr. Selçuk R. Şirin
"Gerçek müfredat hayattır.Bu anlamda klasik anlamıyla okul aslında miadını doldurmuş bir kurumdur diyebiliriz."Prof.Dr. Selçuk R. Şirin
"Bir an önce esnek eğitim modeline geçmemiz gerekiyor.Okul öncesi eğitimden başlayarak çocuklara eleştirel düşünmeyi öğreten, hayallerinin peşinden gitmeleri gerektiğini söyleyen ve bireysel zenginliği öne koyan bir model kurmamız gerekiyor.Ama bütün bunların olması için en önce her çocuğa okuduğunu anlama, temel bilimsel düşünme ve matematik beceresini kazandırmamız şart."Prof.Dr. Selçuk R. Şirin
"Kaliteli eğitim, eleştirel düşünce iklimi ve adil rekabet."Prof.Dr. Selçuk R. Şirin
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Deniz ve arkadaşları, 6 Mayıs 1972 karanlığında, kendi iskemlelerine tekme atıp "varlıklarını Türk varlığına armağan ettikleri" gün, vatanseverlik ve devrimciliğin anıtı oldular.O anıt ki hala önünden milyonlarca insan, her yıl iki bin meslektaşını yitiren işçiler, ekmeğinden edilen memurlar, ürünleri elinden alınmış köylüler, geri kalmışlığı dert edinen üniversiteliler, dilinden ve inancından ötürü ayrımcılığa maruz kalanlar, saygı içinde geçmektedir.
İsmail Saymaz
İnsanlık tarihinin eşitlik, adalet, özgürlük ve sınıfsız bir toplum için süregelen yüzlerce yıllık özlemini hayata geçirme savaşı, 19. yüzyılda sosyalistler, komunistler tarafından devralınmıştır.
Korkut Boratav
Heykeller toplumun belleğidir...
Türkiye'de anti-emperyalist, tam bağımsız ilerici hareket kendi aydınlatıcı tarihinden 70'li ve 80'li yıllarda koparılmak istenmiştir...
Bugünlerdeki karanlığa düşmemizin sebebi kendi aydınlanma tarihimizi bilmeyişimizden geliyor...
Yaşar Kemal hoca "O güzel insanlar o güzel atlara binip gittiler" diyor.Tabii gideceklerdi ama onların gittiği atların izi duruyor.Biz o izleri takip edeceğiz.
Sunay Akın
Emperyalizm, finans oyunlarıyla ters düştüğü ülkenin insanlarına yönelik zulme başlıyor.
Nebil Özgentürk
Gitmeli mi? Kalmalı mı?
Bu ülkeden gitmek istiyorum diyen birine ne dersiniz?
"Gittiğin yerde ne bulmayı ümit ediyorsunuz, iyi düşünün derim" Celal Şengör
"Kim olduğuna göre değişir...Geleceği olan biriyse genellikle gitmesini tavsiye ediyorum" Ali Nesin
"Anayasamız bile devleti vatandaştan korumak için kaleme alınmıştır"Ali Nesin
"Yurtdışında yaşayan biri kendi dünyasını kurmazsa çok mutsuz olabilir"Ali Nesin
"Batı'da uzun yıllar yaşamamış biri hoşgörünün ne demek olduğunu tam olarak anlamıyor, demokrasiyi içine sindiremiyor"Ali Nesin
"Ben yetenekli gençlerin kariyerlerinde önemli bir seviyeye gelmeden dönmemeleri gerektiğini düşünüyorum."
"Başarının esas motoru kişinin zekası ve tutkusudur.Bunlara sahip olmayan nereye gitse bir şey olamaz"Celal Şengör
"Huzur çevreden ziyade, insanın o çevreyi nasıl kullandığıyla ilgilidir."Celal Şengör
"Problemden kaçarsanız, onun sizi takip ettiğini görürsünüz."Celal Şengör
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

"Yaşamak istiyorum.
Yaşamayı bu soğumuş cehennemde
Ölü bir dost gibi içim titreyerek düşünmek değil sade,
Yaşamayı yaşamak istiyorum."
Can Yücel
"Her edebiyatçının bir kenti olmalı, o kenti yüceltmeli.Datça böyle bir sevdalanmanın yeridir artık."
Can Yücel
"Artık sevemiyoruz; yalnızca seveni seviyoruz.Artık ne istediğimizi bilmiyoruz, ama bir başkasının istediğini isteyebiliyoruz.İstemek, yapabilmek ve bilmek eylemleri terk edilmedi ama bir başkasına devredilerek genel olarak ilga edildiler." Jean Baudrillard
"Ben, içinde çarşısı olanı severim.İçinde söyleşen, yaşama sevinci duyan, bilişen, etkileşen insanları yaşayanları..." Ahmet İnam
"Yeni bir dil öğrendiğinizde sadece konuşmanın yeni bir yolunu öğrenmiş olmazsınız, düşünmenin yeni bir yolunu da öğrenmiş olursunuz." Prof Boroditsky
"Düşünceler iyi anlatılmazsa yapılması gereken işler yapılmaz.Görevler gereği gibi yapılmazsa töre ve düzen bozulur.Adalet yoldan çıkarsa şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez.Bunun içindir ki hiçbir şey dil kadar önemli değildir." Konfüçyüs
"Marie-Antoinette'nin "Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler" dediği öne sürülmüştü.Aslında bu durum yanlış çeviriden kaynaklanmıştı.Kraliçe "yağlı çörek" anlamına elen "brioche" yesinler demiş, bu kelime pasta olarak çevrilmişti." Mehmet Yaşin
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

"Bir sürü semt var üst üste evlerin kurulduğu.Bölgelerde yeşil saha yok, oyun alanı yok, vakit geçirilecek yer bulmak imkansız...Avrupa'da proletarya mahallelerindeki birahaneler örneğin, hepsi kendine göre bir vakit geçirme dünyasıdır....Bizde ise vakit geçirilecek alan yok.Alansızlık, gençlikte şuursuzca bir bunalım yaratıyor.Bu memlekette artık yetişkinler değil, çocuklar bunalıyor."
İlber Ortaylı
"İnsana yapılan köpeğe de yapılıyor...tüm bu sorunların maddi gelişmişliğin getirdiği bir zihniyetle çözüleceği kanısında değilim.Her şeyden önce, insanlarda manevi duyguların gelişmesi gerek."
İlber Ortaylı
"Nazar, eşitlikten bu kadar uzak ve gelir dağılımı aşırı derecede bozuk bir ülkede korkunç bir gösteriş merakının pençesinde kıvranan toplumun yadsınamaz bir gerçeği olarak beliriyor."
Zülfü Livaneli
"Ben aslında en güzel resimleri atlamışımdır, çekememişimdir.Ya, yanımda makine yoktur ya bir eksik vardır....Sen gidersin bir aracı çekersin gölgesi yanında şöyle gidiyordur, ortasında bir sümüklü böcek vardır.Mesela de ki kompozisyon böyle birşey.Beş dakika sonra başkadır.On beş dakika sonra daha başkadır."
Ara Güler
"Adil insan mutlu olmak için yeni bir sosyal statü ya da iktidar peşinde koşmaz; çünkü adalet gibi bir dengeye sahip olmak, onu her daim mutlu ve dolayısıyla zengin kılar."
Barış Özcan
"Bu ülkede Ermeniler infiale kapılmıyorsa, Aleviler tahrik olmuyorsa, kadınlar galeyana gelmiyorsa, galeyana gelmek ve tahrik olmak birilerine verilen bir imtiyazdır."
İsmail Saymaz
"Aşka, hırsa, topluma sırt çevirenlerden kendininizi sakınınız.Vazgeçmiş olmanın intikamını alacaklardır."Emil Michel Cioran
"...1980 çok büyük bir yıkım oldu.Türkiye'nin belini büktü.Hala toparlanamamızın sebebi belki de bu.Bunu ancak bir düşman yapabilirdi.Her şeyi mahvettiler." Mehmet Güreli
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
"Yalnız olduğunu, tek başına olduğunu fark etmek insan yavrusunun insanlaşma sürecinde deneyimlediği en keskin virajdır." Agah Aydın
"Özne, anıların bıraktığı izlerin üzerine kurulur...İnsanın her eylemi etine işlenmiş eski acıların, belleğine kazınmış eski resimlerin yeniden yorumlanmasıdır." Agah Aydın
"Nereye gidersen git, bırakıp gittiklerinin olmadığı bir yer bulamayacaksın!" Agah Aydın
"Tamamen bir yabancı olduğunu fark edene kadar birisiye zaman geçirmek ne kadar da acı." Eternal Sunshine of the Spotless Mind
"Anı yok olunca insanın o anıyı yaşarkenki versiyonu da yok olur." Şule Öncü
"Hafıza bir depo değildir; birbirinin üzerine kaydedilen her anı, öncekileri değiştirir.Bilinçli bir şekilde geçmişi geçmişteki haliyle hatırlamaya çalışmak beyhude bir çabadır." Elis Şimşon
"Hayatın görüntüsü her an unutuş tarafından yok edilir, her gerçeklik, kendisinden sonra gelen tarafından silinir..."Proust
"İdeal insan sevgiyi bilen, öğrenmiş olandır...Bizim terbiyemizde merak etmek yasak ve yersizdir. Çok soru soruyorsun diye azar işitirsin...Kediyi sevmeyi öğretmeden kedi alamazsın.Piyano dinletmeden de piyano dersi aldıramazsın." Ayhan Sicimoğlu
"Sahip olduklarının değerini anlayan insan, mutsuzluklarını bile yapay değil gerçek sebepler üzerine kurar." Ayhan Sicimoğlu
"Sevdiğiniz arkadaşlarınızla geceleri entelektüel tartışmalara girip kendinize uzaktan bakmayı denemeniz ve öğrenmeniz lazım." Ayhan Sicimoğlu
suböreği->Sarıyer Bilici Börekçisi
"O büyük yaratıcı, insan ruhundaki karanlığa bakma cesaretini göstererek insanlık hallerinin keskin bir gözlemcisi oldu...Savrulan bir toplumdaki bireylerin iç dünyalarına en çok yaklaşabilen yazardır Dostoyevski.Bu bakımdan benzersizdir, eşine edebiyatta değil ancak Freud gibi ruhbilimcilerde rastlanabilecek bir derinliğe sahiptir." Suç ve Ceza Üzerine/ Zülfu Livaneli
"Dostoyevski o dönemde korkunç bir Slav milliyetçisi olarak çıkar karşımıza." Zülfu Livaneli
"Yol gitgide daha da tuhaflaştı.Kalın bir sis kapladı ortalığı.Göz gözü görmez oldu.Yavaşladın.Etrafı görmek için dikkatle bakınıyordun.Sonra hafifledi sis.Sizden başka kimsecikler yoktu.O kadar boştu ki yanlışlıkla kapalı bir yola girdiğini düşündün.Zaman mefhumunu yitiriyordun.
Birden içinde bir şey aydınlanmaya başladı.Dünyada ikinizden başka kimse kalmamış gibiydi.O şehre defalarca gittiğin halde bu yolu ilk kez goruyordun.Hayal gibi.Film gibi.Sadece sen ve o.Hoşuna gitti bunu düşünmek.
Gerçekliğin dışına çıktığını hayal etmek yüzünde kaçak bir gülümsemeye yol açtı...O da en az senin kadar şaşkındı.En az senin kadar mutlu.Tadını çıkarmaya çalışıyordunuz o müphemliğin.Herşeyden azade olmanın.Akıl dışılığı.Zamansızlığın ve mekansızlığın.
Uzun süre öyle gittiniz.Ne kadar sürdü?Bir an bitmeyeceğini düşündün.Ne kadar safça...
Sonra bitiverdi...Sevinemedin.Her şeyin bittiği anlamına geliyordu, o büyülü anın, kimsenin olmadığı o mutlak yalnızlığın, hayattan kaçışın." Tarık Tufan
"Ben neyin peşindeyim? Şık bir pasta değil, ekmek olarak şiirin; başyapıt olarak değil, yaşamak için yapılan iş olarak şiirin." Ursula K. Le Guin
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
"Sahip olduğunuz şeyler sizin sahibiniz olur." Fight Club
"Faşizm en karanlık kesimlerden çıkmak zorunda değildir."Bülent Diken
"...tüketim toplumu terörü yarattıysa, bunun çözümü terörle mücadele olamaz."Bülent Diken
"Kendisini incitmeyi göze alamayan hiçbir toplum ya da politik yapı sorunlarını çözemez."Bülent Diken
"Avrupa'da sık sık rastladığımız gibi, 1700'lerden beri aynı evlerde oturan aileler, iki yüz elli yıldır sürüp giden aile işletmeleri, dükkanlar, kurumlar, yüz elli yıllık kitapçılar bulunmaz bizde...Herkes durmadan taşınır.Kamyonlar gelir gider, insanlar otobüslerle, trenlerle, özel araçlarla karıncalar gibi oradan oraya yolculuk eder....İlişkilerimizde göçebe kurallarına uyar.Çünkü dostluk bir yerleşik düzen işidir...göçebenin dosta ihtiyacı yoktur." Zülfü Livaneli
"Bizim Türkler fotograf makinesi alıp ailelerini çeker.İçinden geçtiğimiz sokakların,ara sokakların, evlerin fotoğrafı yok."İlber Ortaylı
"....Nazım Hikmet'i de tanımadım.Yazdıklarından ne kadar tanınabilirse o kadar biliyorum.Bir kere Nazım cok dürüst bir adam.Memleketimden İnsan Manzaraları müthiştir." İlber Ortaylı
"...sofrada içki olmadığı zaman yemek ihtiyaç için yenir ve sofradan çabuk kalkılır." Vedat Milor
"Dışarıdan baktığınız zaman büyük sahtekar olarak tanımlayacagınız insanlar tahmin ediyorum ki vicdan olarak oldukça rahattırlar.Çünkü hiçbir şekilde kendilerini sorgulama yetenekleri yoktur." Vedat Milor
"İnsanlar karşılarındaki insanı dinlemeden cevap veriyorlar....ciddi bir empati empati eksikliğine tekabül ediyor." Vedat Milor
"Takiyüddün Efendi yaşadığı dönemde dünyada gökbilimcilerden çok daha ilerideydi.Galileo Galilei'den, Nicolaus Copernicus'dan bile.1585'de İstanbul'da kurduğu rasathane dönemin donanma komutanı Kılıç Ali Paşa'nın denize attığı top atışlarıyla yıkılmış.Biz daha sonra, ancak Cumhuriyet döneminde, Kandilli Rasathanesi'nin teleskobuyla yıldızlara bakmaya başlayabildik...330 yıl geçti ve 330 yıl yıldızlara hiç bakmadık." Sunay Akın
"1890-1910 kuşağı...öyle sanıyorum ki bu 'kıyamet korkusu' bu kuşağın bireylerini kendi alanlarının bilgilerini daha fazla ciddiye almaya teşvik etti...Osmanlı'nın son dönemlerinde ideolojik bağıtlama dediğimiz davranış, daha sonraki dönemlerde olduğu kadar katı değildi....Çoluk çocuğa 'Padişahım çok yaşa' diye bağırtıyorlar ama bunun çok derinlemesine ciddiye alındığını sanmıyorum.'Tabular' ile beraber 'kutsallıklar' da tam olgunlaşmamıştı....Bu yasaksız entelektüel ortamın da söz konusu kuşağın böyle iyi yetişmesinde payı olduğunu sanıyorum...Çünkü birçok bakımdan daha avantajlı, daha ileri olan Cumhuriyet yıllarında entellektüel üretimin buna rağmen aynı derecede nitelikli olamadığını görüyorum." Murat Belge
1890-1910 kuşağı...
M.Kemal Ataturk
İsmet İnönü
Fuat Köprülü
Lütfi Barkan
Ahmet Hamdi Tanpınar
Hilmi Ziya Ülken
Arif Müfid Mansel
Osman Hamdi Bey
Nazım Hikmet
Sait Faik
Sabahattin Ali
Nurullah Ataç
Süheyl Ünver
Cemal Reşit Rey
Zİya Gökalp
Mehmet İzzet
Muzaffer Şerif
Hasan Ali Yücel
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
"...bazen sevdiklerimizin özgürce uçmasına izin vermeliyiz.Onları kafese koymak tutsak etmektir.Onları salabilmek gerçek aşkın ispatıdır.Aşkın sahiplenme duygusundan uzak olması gerekiyor." Hale Soygazi
"İnsan çevresiyle vardır.Çevresi güzel olunca insan huzurlu olur." Hale Soygazi
"Çocukluk masumiyetini koruyan bir yetişkin benim için tuhaftır, güzel anlamda tabii...Bir anne ya da baba olmak seni bir yetişkin yapar.Küçük Prens okumak seni daha iyi bir yetişkin yapar." Mark Osborne (Küçük Prens filminin yönetmeni)
"Çocukluk masumiyetini koruyan bir yetişkin benim için tuhaftır, güzel anlamda tabii.Bencil olan,başkalarıyla empati kurmayan, bu dünyayı iyileştirmeye çalışmayan yetişkenler de tuhaflar ama bana uzaklar.İnsan olmayı ıskalayacak kadar açgözlü bir karakter....Küçük Prens'i yakınlarımızda tutmalıyız, asıl önemli olanı bize hatırlatması için" Mark Osborne
Mark Osborne- The Little Prince (animation movie)
"Ben bir sanatçıyım, sanatçı da boksöre benzer.Bazen kazanır, bazen kaybedersiniz...Daha çok başarısızlığa uğrarsanız daha güçlenirsiniz. Başarısızlık insana başarılardan daha fazla şey öğretir." Fatih Akın
Beykoz Kundura Fabrikası - Kısa Film: Külden Önce - Nebil Özgentürk
"Organik: Fidan veya fide dikilerek toprağa en az yedi yıl, hiçbir şekilde kimyasal bulaşmamış olması lazım.Suni gübre, tarım ilacı hepsi yasak..." Selahattin Duman
"Çirozun sahtesi nasıl olur? Tabii ki istavritten.
Çiroz, bir İstanbul mezesidir,Bizans'dan miras kaldığı söylenir...Tam rakı için keşfedilmiş bir meze sanki, ekşimsi...
Gerçek çiroz, 14 Nisan'dan sonra yakalanan uskumrudan yapılır.Çünkü Karadeniz'e doğru yolculuğa çıkan balık, tüm yumurtasını Marmara'ya bırakırmış, zayıflamış tam çiroz'a dönmüştür.Birisinin zayıf olduğunu anlatmak için "çiroz gibi" demez miyiz zaten!" Mehmet Yaşin
"Nasıl sevmem yanlışlarımı, yolu bir sevgiliye çıkar" demişim.
Doğruların götürdüğü yolda kaybolmazsan sevgili çıkmaz karşına." Ahmet İmam
"
-...bunlar insanı mutlu etmeye yetmez.
-Ne eder?
-Ben sana söyliyim; hiçbir şey.İnsanı en çok sahip olmadığı, yalnızca hayal ettiği şeyler mutlu eder.
"
Ebru Ceylan
"Aşk içerde yaşanır, herkesin aşkı kendine.Hatta aşk için, aşık bile bahane." Ebru Ceylan
"Yıllar içinde, biçimsel olarak başarılı bazı ,nsanların iler orta yaşa yaklaştıklarında boşluğa düştüklerini gördüm.Kimi, üzerlerine çöken karamsarlıktan kurtulabilmek için yeni, ama t-yine biçimsel seçimler yaparak kısır döngülerini aşamadı.Daha az sayıda insan ise o güne kadar ilgilenmiş oldukları bazı şeylerin aslında kendilerini ilgilendirmemiş olduğunu fark edip daha uygun seçimlerin arayışına yöneldiler" Engin Geçtan
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Kafka'nın romanlarında...Devlet,yönetim ya da adalet biçimiyle...özgürlüğün olmadığı, acı çeken, opak,anlaşılmaz bir dünyadır." Michael Löwy
"Senin önünde kendimi yere atsam, ağlasam ve anlatsam bile, biri sana cehennemi 'sıcak ve korkunç' diye anlattığında cehennem hakkında ne bilebilirsen, benim hakkımda da ancak o kadar bilebilirsin" Kafka
Kafkayı en çok etkileyen isimler...Schopenhauer, Nietzsche,Goethe,Kleist,Flaubert,Dostoyevski
"İçinde yaşadığımız gerçekler absürd, absürd de gerçek olduğuna göre, mutlak Kafka dünyanın gerçeğini tanımamıza, dünyaya dayanmamıza yol gösteren en önemli yapıtların yazarı."Albert Camus
"Profesyonel olmayan oyuncular, yetenek eksikliklerini enerjileri ve dürüstlükleriyle kapatırlar." Willem Dafoe
"İstanbul...Çok çarpıcı bir kültürel yoğunluk var burada.Siyasetten bağımsız akan, çok yüksek, dalga dalga yayılan bir hayat var...hayat duygusu..."Ludovico Einaudi
"Çok fazla kopyalama eğilimi oluyor gençlerde.Asında kim olduklarını, kendi içlerinde aramalılar.Kendilerini anlamak için zaman ayırmalılar ve kendi biricik bakış açılarını bulmalılar, kendi özgün dillerini." Ludovico Einaudi
Taranta projesi-> Ludovico Einaudi & Mercan Dede
"Sanat, edebiyat alanlarında derinleşmek, aynı zamanda genişlemek istiyorsak, eleştiri bunun zorunlu uğraklarından biri, tamamlayıcı üyelerinden biri." Murat Belge
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
"Merakın şehvetiyle, sürgünün derdini karıştırmayalım"Yekta Kopan
"Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanmadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?"
Sabahattin Ali
Sunay Akın: "...Muhalif ve son derece entelektüel biriydi.Köy Enstitülerinin kapanmasındaki en büyük nedenlerden biri de Sabahattin Ali'dir.Sabahattin Ali'yi, Hasanoğlan Köy Enstitüsüne konuşmacı olarak getiriyorlar.O kadar güzel, o kadar etkili konuşuyor ki oradaki öğrencilerin birkaç tanesi şikayetçi oluyor."
"Beğenilmeyi istemek genel geçer olmaya götürür" Murat Belge
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Carpe diem! : Günü yakala
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










