Sadece okuduğum kitaplar, makaleler, beğendiğim müzikler ve biraz da farklı başlıklar...
adsense
19 Şubat 2022 Cumartesi
Nefret,Arkadaşlık,Flört,Aşk,Evlilik
"Adaletsiz dünya.Bunun bizimle ne ilgisi var?"...benliğin en çıplak özünden fışkıran, neredeyse masum denebilecek kadar vahşi bir itiraz.
Bir daha karşılaşırsak yine farklı bir şey olmayacaktı.Ya da karşılaşmazsak.Kullanıma sokulamayacak, haddini bilen aşk.Hiçbir tehlikeyi göze almadan damla damla tatlı bir akış, bir yer altı pınarı gibi canlı kalacak bir aşk.Üzerinde bu yeni kıpırtısızlığın ağırlığıyla, bu mühürle.
Götür beni demişti.Başka bir yere gidelim değil, Başka bir yere götür beni.Meriel için önemli bu.Risk demek, iktidarın devredilmesi demek.Yüzde yüz risk ve mutlak devrediş.Gidelim aynı derecede riskli olurdu, ama iktidardan vazgeçmiş olmazdı; oysa Meriel'in gözünde - o anı tekrar tekrar baştan yaşadığında - erotizme kayışın başlangıç noktası buydu.
..."hatırlamak" derken zihninde bir kez daha yaşamayı kastediyordu - hatırladıktan sonra da temelli saklamak.
Çelinmiş miydi aklı?Daha ziyade, aklının çelindiği hayaline kendini kaptırmış olması gerekti.
Fiona: "Arabaya binip gidebilirdin"..."Hiç umursamadan çekip gidebilir, beni zerk edebilirdin.terk.terk edebilirdin." Grant...İmkanı yok dedi.
Alice Munro
11 Şubat 2022 Cuma
Tekerrür
Tekerrür ve anımsama aynı devinimdir, sadece zıt yönlüdürler; zira hatırlanan şey vuku bulmuştur, geriye yönelik tekerrür eder, halbuki asıl tekerrür ileriye yönelik anımsanır.
...anımsamak için gençlik gerekir, ancak tekerrürü istemek için cesaret gerekir.
Gelip geçici her şeyden, ruhu hep yeniden yarı ödlekçe, yarı ürkekçe şenlendiren bir şeyden duygulanmayı kim arzu edebilirdi?...Tekerrür gerçekliktir ve yaşamın ciddiyetidir.
Anıların büyük bir avantajı vardır, kayıpla başlar, dolayısıyla güvenli ve emindir, zira kaybedecek hiçbir şey yoktur.
...Şimdi her şeyi daha iyi anlıyordum.Genç kız bir sevgili değil, bu gencin içindeki şiirselliği uyandırma ve onu bir şaire çevirme fırsatıydı.Bu yüzden sadece bu genç kızı sevecekti,onu asla unutamayacaktı, bir başkasını hiç sevmeyecekti ve hep sadece onun hasretini çekecekti...tam da bu nedenle, kendi ölüm ilanını imzalamıştı.
...bu genç de sevdiğini öyle tutsak ediyordu.Her gün her şey aynı şekilde yeniden yaşanıyordu, çünkü her gün son gündü.
...insan hayatın ne olduğuna dair gerçekten bir fikir edinmeden önce, varoluş eliyle birçok şekilde uğradığı hayal kırıklığına katlanmayı öğrenmeli ve yoluna devam edebilmelidir...
...insan yaşlandıkça, hayat insana gitgide daha bir aldatıcı gelmez mi; insan daha akıllandıkça, kendi başının çaresine bakacak daha çok yol öğrendikçe, başını bir o kadar daha belaya sokmaz, bir o kadar daha fazla sıkıntı çekmez mi?
Ey ormanın güzelliği, sana bakmak istediğimde kuruyup gitmişsin!Yoluna devam et!Ey gelip geçici nehir!Ne yapacağını bilen bir sen varsın; zira sen sadece akıyorsun, asla dolmayan denizde kendini kaybetmek istiyorsun!Yoluna devam et!...ey sen,hayata paradan bir nebze daha fazla karşılık vermeyen varoluş oyunu!Neden hiç kimse ölümden dönmedi? Çünkü hayat tutsak etmeyi ölümün bildiği kadar iyi bilmiyor, çünkü hayat, ölümün sahip olduğu ikna gücüne sahip değil.
İnsan,yaşamı olduğu gibi kabullenmek zorundaysa, nasıl bir şey olduğunu öğrenmiş olsa daha iyi olmaz mıydı?
Bendeki tensel aşk bir evlilikte ifade bulamazdı.Bunu yaparsam, kız tarumar olurdu...Gerçeklik devreye girdiği anda her şey elden gider, iş işten geçmiş olur.Genç kızın kendi anlamlılığı içinde bulması gereken gerçeklik, benim için asli tinsel gerçekliğimin yanı sıra koşan bir gölgeye döner...benim için bir ölüden farkı yoktur...tam gerçekliğe dönüştürmek istediğim anda köreltmiş olurum, oysa diğer durumda onu sahici bir gerçeklik içinde alıkoyarım...
Soren Kierkegaard
5 Şubat 2022 Cumartesi
Karmaşık Duygular
27 Ocak 2022 Perşembe
Erkeklerden Vazgeçmiş Kadınlar Apartmanı
23 Ocak 2022 Pazar
İnsan Doğasının Yasaları
"Birinin karakterinde belirgin bir alçaklık ya da aptallığa rastlarsanız...sizi sinirlendirmemesine ya da üzmemesine dikkat edin ve yalnızca onun sizin bilginizi artırdığını düşünün, bunu insanın karakterini anlamak için dikkate alınması gereken yeni bir gerçek olarak görün." Arthur Schopenhauer
Normalde, dikkatimizi çeken insan davranışlarını sınıflandırıp sonuca varmak için acele ederiz ve kendi önyargılarımızla bağdaşan kararlarla yetiniriz...Yasalar, insanları yanlış anlamanın ne kadar kolay ve ilk izlenimlerin ne kadar aldatıcı olduğunu açıkça göstererek sizi bu alışkanlıktan kurtaracak.Yavaşlayacaksınız, ilk yargılarınıza güvenmeyeceksiniz ve gördüklerinizi incelemek için kendinizi eğiteceksiniz.
Biz insanların içinde biri daha yüksek, diğeri daha düşük iki karşıt benlik olduğunu söyleyebiliriz...Düşük benlik, doğamızın daha hayvansı ve tepkisel yönüdür; kolayca ona doğru kayarız.Yüksek benlik ise doğamızın gerçek insansı yönüdür, bizi daha düşünceli ve bilinçli yapar.
"İnsanları neye benzediklerini öğrenmeye zorladığınızda daha iyi olurlar."Anton Çehov
Pericles...Atina...M.Ö 463..."Ben düşmanın stratejisinden değil,bizim hatalarımızdan korkuyorum."
Mantıksızlık Yasası
Pericles, anında tepki vermemeye, güçlü bir duygunun etkisindeyken bir karar almamaya kendini alıştırdı...Bu bilinçli düşünme sürecinde, kendine yardımcı olması için zihnini muhalifler de dahil olmak üzere tüm fikir ve seçeneklere açık tuttu.Belirli bir stratejiye bağlanmadan önce tüm olası sonuçları aklından geçirdi.
Mantıklılık doğuştan var olan bir güç değil, eğitim ve denemeyle elde edilir...sakin olup odaklandığınız anlarda fark ettiğiniz bir potansiyel, uzun uzun düşündükten sonra siz gelen en kusursuz fikirdir.
Mantıklı olmanın ilk adımı kendi temel mantıksızlığımızı anlamaktır...Hiç kimse, duyguların zihin üzerindeki karşı konulmaz etkisinden muaf değildir...Duygularımız düşüncelerimize karışır, bizi memnun eden, egomuzu rahatladan fikirlere doğru kaymamıza sebep olur...
Aslında hepimiz narsistiz, ama bazıları yelpazenin daha derininde yer alır....Biz insanlar doğduğumuz andan itibaren hiç bitmeyen bir ilgi ihtiyacı duyarız.
İçimizden gelen bir özdeğerimiz olmadıkça aşırı narsizme düşeriz.
Başkalarının perspektifinden bakmak,düşünerek zihinlere girmek için doğuştan bir yeteneğimiz var...yirmili yaşlarımızda ve sonrasında kendi hakkımızda daha özgüvenli olunca dışarıya, başka insanlara odaklanırız ve bu güçleri tekrar keşfederiz.
...1970'lerin sonundan bu yana gençlerde bencillik ve narsisizm düzeylerinde artış olduğunu ve 2000'lerden sonra iyice yükselişe geçtiğini gösteriyor...İnsanlar sosyal iletişime daha az zaman ayırırken çevrimiçi sosyalleşmeye daha fazla zaman harcıyor...empati de ilginin niteliğinden gelir.
Konuşma ve fikrinizi belirtme dürtüsüne karşı çıkıp öteki kişinin görüşlerini dinlemeye başlayın...İçsel monoloğu olabildiğince kesin.
"Yaralı bir kişiye nasıl hissettiğini sormam...Ben yaralı kişi olurum." Walt Whitman
16 Ocak 2022 Pazar
Biraz da Film...Patru la cina
"Ben yarım bir elmayım.Kıpkırmızı ve yusyuvarlak, tamam mı? Yeşil, oval bir elma aramam.Ama benim gibi kırmızı, yuvarlar bir elmayla karşılaşırsam kararmış bile olsa, farklı bir kırmızı tonunda olsa bile beğenirim.Belki zamanla kendi kırmızı tonumu değiştirmeye çalışırım.O da kendisininkini.Yorucu olur ve mükemmel olmaz ama yürür."