adsense

6 Aralık 2023 Çarşamba

Denemeler

Ruhum bir yerde durabilseydi, kendimi denemekle kalmaz, bir karara varırdım: Ruhum sürekli bir arayış ve oluş içinde.

Her insanda, insanlığın bütün halleri vardır.

...herkes kendisi için bir derstir; elverir ki insan kendini yakından görmesini bilsin.Benim yaptığım, bildiklerimi söylemek değil, kendimi öğrenmektir...

Birkaç senedir düşüncelerimin kendimden başka bir amacı yok; yalnız kendimi sorguya çekiyor ve inceliyorum

...benim yazımda asıl aradığım tam anlamıyla kendimin olmasıdır.

Bize yaşamayı hayat geçtikten sonra öğretiyorlar...Çocuğumuzun o kadar yitirecek vakti yoktur:Pedagogların elinde ancak hayatının on beş, on altı yılını geçirebilir: Geri kalan zaman hayatındır.

Niçin başka güneş başka toprak ararsın?
Yurdundan kaçmakla kendinden kaçar mısın?
Horatius

Her yerde olan hiçbir yerde değildir
Martialis

...gücümüz azalıp görgümüz arttıkça zevkimiz daha nazlı, daha titiz oluyor; az şey getirebildiğimiz zaman çok şey bekliyoruz...kendimizi bildiğimiz için de daha az atılgan, daha kuşkulu oluyoruz; kendimizin ve başkalarının hallerini bildiğimizden, sevileceğimizden emin olamayız.Kendimden utanırım kanı kaynayan taptaze gençler arasında.

Aynı yolda bir gider bir gelirim:düşüncem her zaman ileri götürmüyor beni; bir o yana, bir bu yana yalpalıyor gelişigüzel.

...otuz yaşında önce başarılmış işleri ötekilerden daha fazla görüyorum.

İhtiyarlık kendini belli etmediğinden  çok tehlikeli bir derttir; insan bu derdin farkına varmadan düşer.Onun için kanunların bizi, işte çok tutmasını değil, işe geç almasını yanlış buluyorum.Hayatımızın ne kadar cılız olduğunu, her gün nice tehlikelerle karşılaştığını düşünüp gençlerin hazırlanma, öğrenme, oyalanma yıllarını pek uzatmamalıdır.

Gereğinden fazla uslu olmayın, uslu olmanın da bir haddi vardır.

Acele gecikmedir
Quintus

Çabukluk kendisini engeller.
Seneca

Eudemonidas, Xenokrates'in pek ihtiyar halinde okula derse koştuğunu görmüş de :" Bu adam hala öğreniyor, ne zaman bilecek" demiş

Bir insanın değerini anlamak istedim mi, kendinden ne kadar memnun olduğunu, söylediklerini, yaptıklarını, kendini ne dereceye kadar beğendiğini sorarım.

...istediklerini yapmadıkları için, yapabildiklerini ister göründüler.

Biz sözün ardından koşmamalıyız, söz bizim ardımızdan koşmalı...benim sevdiğim konuşma, düpedüz, içten gelen, lezzetli, şiirli, sıkı ve kısa kesen bir konuşmadır.

Dostluk kavgacı olmadı mı, sağlam ve cömert de değildir.Nazlı, yapmacık bir hava, birini kırma korkusu dostluğa rahat nefes aldırmaz.

Çatışmadan tartışılamaz
Cicero

Yitirme acısıyla yitirme korkusu bir kapıya çıkar
Seneca

Gereğinden önce dertlenmek, gereğinden fazla dertlenmektir.
Seneca

18 Kasım 2023 Cumartesi

Öteki

Maskeyi sadece maskeli balolarda takarım, insanların arasında dolaşırken değil...

surcouper* zamanı da gelecek...
*kart oyunlarında rakibinin kozunu kırmak

Bugunlerde eczacılık çok önemli bir meslek Krestyan İvanoviç...
Nasıl yani?Hangi anlamda?
Genel anlamda...Dünyanın son zamanlardaki genel halinden bahsediyorum

Benim prensibim şudur beyler: Başarısız olursam yılmam; başarılı olursam, bu başarımı devam ettirmek için uğraşırım ve her ne olursa olsun hiç kimsenin altını oymam. Entrika çevirmem ve bununla gurur duyarım.Diplomasiden anlamam.Kuş, avcısına kendi ayağıyla gider derler.Doğru ve bunu kabul ederim:Ama bu meselede avcı kim, kuş kim? Sorulması gerek soru budur beyler!

Ben de gidiyorum oğlum...Herkesin yolu farklı evladım ve kimin hangi yolu izleyeceğini kimse bilemez.

16 Kasım 2023 Perşembe

Sıradışı Liderlik

Liderlik: Yetkisiz etki


3 tip durum
-Optimist (Sıra Dışı Liderlik)
-Realist (Positum) - OTS -> Olay, Tepki, Sonuç (Sıradışı liderler çözüm odaklıdır)
-Pesimist

Kitap önerisi: Doğru hikayelerle psikoterapi

Sıradışı Liderler - İyi hikaye anlatıcısıdırlar ve ayrıca "hikaye yazarlar"

"Hayatta hedefin yoksa herşey seni kırar" (İşaret parmağın ile kolunu göster)

-Düşünme 
-Duygu
-Refleks (Güven olmazsa bu ortaya çıkar)

"Duyguyu harekete geçiremediğimiz hiçbir durumda kazanamazsınız"

SCARF

-Statü (takdir, sorumluluk, değerli hissettirme...)
-Certainity (netlik)
-Autonomy (yetkilendirme, dahiliyet)
-Relatedness (ilişki)
-Fairness (adalet)

WHY->HOW->WHAT

Benim seçimim: 1) Autonomy 2)Statu 3)İlişki

Yuksek performans için aşamalar:
GÜVEN->ÇATIŞMA->BAĞLILIK->SORUMLULUK->YUKSEK PERFORMANS

Güven: Net hedef, güçlü ortak bir amaç & Hatadan öğrenme & Yapıcı Çatışma grubu

Kitap önerisi: Güvenin Hızı


İyi liderlik iyi soru sorma sanatıdır. (Yönlendirici ve yargılayıcı soru sorulmaz)







Bağlılık:
1.İlişkiler
2.Primer yöneticisi
3.Para

Tutku:
1- Kariyerinde hangi alanda tutkun var?
2-Seni ne heyecanlandırıyor?

İhtiyaç:
1-"Finans" alanında önümüzdeki 3-4 yılda ihtiyaç nedir?

Gelişim:
Kriter: "Tutkuna" göre yetkinliğini geliştir. (Zayıf tarafında olabilir güçlü tarafında)

Kitap önerisi: Akış









Koçluk
GROW
1-Goal (Nereye - hedef)
2-Reality (Nerede - durum)
3-Option (İhtiyaç ve engeller)
4-Will ( Aksiyon - net bir commitment ile bitmeli)











Koçluk yaparken gerektiğinizde şapka değiştirilebilir (koçluk->mentorluk gibi)






Kitap önerisi: Ben OK'im sen OK'sin

Lider olarak problem çözme güçlü yönümüz değil zayıf yönümüz


Süperego:anne, baba -> Türk yöneticiler genelde böyle
Ego: yetişkin -> ideal
ID: çocuk -> Çalışanlar da genelde böyle






Stres:
->Kaygı ya da Heyecan

Hayat nefesinin kesildiği anlardır...

Denge Modeli:







Dr. Çağatay Aktaş

12 Kasım 2023 Pazar

İnsanın Anlam Arayışı

SS subayı bana tekrar baktı, tereddüt eder gibi oldu ve iki elini omuzlarıma koydu.Kuvvetli görünmeye çalıştım ve omuzlarımı çok yavaş bir biçimde sağa doğru çevirdi, böylece o tarafa ayrılmış oldum...Bu ilk seçim, varlığımız veya yokluğumuz üzerine verilen ilk hükümdü.Birlikte nakledildiklerimizin büyük çoğunluğu, yani yüzde 90 kadarı için ölüm fermanı verilmişti.

"Sol tarafı mı gönderildi?
"Evet" dedim
"O halde onu orada görebilirsin" dedi
"Nerede?"
....
"Arkadaşın orada, cennete uçuyor"

Hayatta kalmak istiyorsanız tek bir yol var: Çalışacak kadar sağlam görünün.

"Aranızdan bir sonraki elemeden korkması gereken kişi o."
Ben gülümsedim...

Anormal duruma anormal bir tepki normal davranıştır.

Hakikat şuydu; sevgi, insanın ulaşabileceği en yüksek ve en büyük hedefti.O anda, insan şiirinin, insan düşünce ve inancının ayırt ettiği en büyük sırra haiz oldum: İnsanın kurtuluşu sevgiyle ve sevgidedir.

Mizah, ruhun kendini koruma savaşında bir başka silahıydı...sadece birkaç saniye bile olsa insana, her durumun üzerine çıkabilecek bir mesafe ve beceri sağladığı iyi bilinir.

İnsan yaşamı ve onurunu artık tanımayan ve insanı iradesinden soyutlayarak onu yok etmeyi planlayan bir dünyada, kişisel benlik en sonunda değerlerini kaybedebiliyordu...bir insan kendisine saygısını korumak için son bir mücadele vermediği takdirde birey olma, aklı, iç özgürlüğü ve kişisel değerleri olan bir varlık olma hissini kaybediyordu.

Kamp polisi olarak ceset yığınlarının arasında bir parça et aradığını anlattı.Bir tencerenin içinde bulduğu ete el koymuştu.Yamyamlık başlamıştı.Tam zamanında ayrılmıştım.

Tutsakların çoğu bir tür aşağılık kompleksinden mustaripti.Biz hepimiz, bir zamanlar "birisiydik" veya kendimizi öyle sanıyorduk.Şimdi ise bize tamamen hiçmişiz gibi davranılıyordu.

Biz, toplama kampında yaşamış olanlar, baraklar arasında gezerek diğerlerini teselli etmeye çalışan ve elindeki son ekmeği paylaşanları hatırlayabiliriz.Sayı olarak az olabilirler ama her şeyi elinden alınmış bir insandan alınamayacak bir şey olduğunun yeterli kanıtını oluştururlar: İnsan özgürlüğünün son kalıntısı olan, koşullar ne olursa olsun kendi yolunu seçme tutumunu.

Her zaman bir seçim yaparız...temel olarak herhangi bir insan, bu koşular altında bile zihinsel ve ruhsal olarak neye dönüşeceğine, ne olacağına karar verebilir.İnsan onuru toplama kampında bile korunabilir.

Hayata anlamını ve amacını veren ve insandan asla alınamayacak olan da bu ruhsal özgürlüktür.

Yaşamda gerçekten bir anlam varsa, o halde ıstırapta da bir anlam olmalıdır.Istırap, kader ve ölüm gibi yaşamın alaşağı edilemez bir parçasıdır.Istırap ve ölüm olmadan insan yaşamı tam olmaz.

Burada, insanın zor bir durumun sunduğu ahlaki seviyeye erişme fırsatını kullanması veya tepmesine yönelik seçim söz konusudur ve bu da onun çektiği acılara değer olup olmadığını belirler.

Bu yüksek ahlaki seviyelere sadece pek az insanın ulaşabildiği doğrudur.Tutsaklar arasında çok azı içsel özgürlüklerini tam koruyabildi ve ıstıraplarına değecek değerlerlere ulaşabildi.

Gelecekte bir hedef göremediği için kendini çöküşe teslim eden bir insan, geçmişe dönük düşüncelerle meşgul olmaya başlar..."Geçici varoluşumuzu" gerçekdışı kabul etmenin kendisi, tutsakların hayatla bağını yitirmesine sebep olan faktörlerden biri haline geliyordu; her şey bir şekilde anlamsızlaşıyordu.

Hayatı içsel galibiyetlere dönüştüren deneyimlerden bir zafer çıkabilir veya insan mücadeleyi görmezden gelip tamamen bir ot gibi yaşayabilir; tıpkı tutsakların çoğunun yaptığı gibi.

Sadece geleceğe bakarak yaşayabilmesi insana özgü garipliklerden biridir.Bu da bazen zihnini bu görev için zorlaması gerekse de varoluşunun en zorlu anlarındaki kurtuluşudur.

Spinoza, Etika'da..."bize acı veren duygular, onun berrak ve kesin bir resmini çizdiğimiz anda acı olmaktan çıkar"

Nietzsche'nin sözleriyle:"Yaşamak için bir nedeni olan insan her türlü nasıl'a katlanabilir."

Gerçekten ihtiyaç duyduğumuz şey, hayata yönelik tutumumuzun değişmesidir.Kendimizin de bunu öğrenmesi ve daha umutsuz insanlara hayattan ne beklediğimizin önemi olmadığını, önemli olanın hayatın bizden ne beklediği olduğunu öğretmemiz gerekir.Hayatın anlamını sorup durmak yerine, kendimizi her gün ve her saat yaşam tarafından sınanan insanlar olarak düşünmemiz gerekir.Cevabımız sözle ve meditasyonla değil, doğru eylem ve doğru tavırla olmalıdır.Hayat, nihai olarak sorunlara yönelik doğru cevaplar bulmak ve her bireyin karşısına çıkardığı görevleri tamamlamaktır.

Bu görevler, dolayısıyla hayatın anlamı da kişiden kişiye ve zamandan zamana değişir.

Nietzsche: "Beni öldürmeyen şey, güçlendirir.

Bu kadar uzun bir süre, böyle bir zihinsel baskının altındaki bir insanın serbest bırakıldıktan sonra, özellikle de aniden kalktıysa biraz tehlike altında olduğunu hesaba katmamız gerekir.

Logoterapi...bir anlamı karşılamaya çalışan bir varlık olarak tanımasıyla psikanalizden ayrılır.

İnsanın gerçekte ihtiyacı olan, gerilimin olmadığı bir durum değil kayda değer bir hedef, özgürce seçilmiş bir görev uğruna uğraş ve mücadeledir.İhtiyaç duyduğu şey, ne pahasına olursa olsun gerilimden kurtulmak değil, onun tarafındn karşılanmayı bekleyen potansiyel bir anlamın çağrısıdır...Varoluşsal dinamik...Bu dinamik, bir kutbun karşılanması gereken anlamı, diğer kutbun ise bunu karşılayacak insanı temsil ettiği iki kutuplu bir gerilim yüzeyinde oluşur.

Logoterapi, insan varoluşunun özünü sorumluluk duygusunda bulur.Sorumluluğa yönelik bir vurgu "halihazırda ikinci kez yaşıyormuş ve ilk seferinde, şimdi olduğu gibi yanlış hareket etmek üzereymişsiniz gibi yaşayın!" İnsanın sorumluluk duygusunu, onu ilk, onu ilk olarak şimdiki anın geçmiş olduğunu, ikinci olarak da bu geçmişin değiştirilebilir ve onarılabilir olduğunu hayal etmeye çağıran bu şiardan daha iyi tetikleyebilecek bir şey düşünemiyorum.

Logoterapiye göre hayatın anlamını üç farklı yolla keşfedebiliriz:
1.Bir üretimde bulunarak veya bir iş yaparak
2.Bir şeyi deneyimleyerek ya da biriyle temas ederek
3.Kaçınılmaz olan ıstıraba karşı aldığımız tavırla

Hayatta anlam bulmanın ikinci yolu iyilik, hakikat veya güzellik gibi bir şeyi, doğayı ve kültürü veya en önemlisi başka bir insanı biricikliğiyle deneyimlemek, onu sevmektir.

Sevgi, bir insanı kişiliğinin en derinliklerine kadar kavramanın tek yoludur.Kimse başka bir insanın derinliklerini onu sevmediği sürece kavrayamaz.

İnsanı, işini yapmaktan ve hayattan zevk almaktan alıkoyan durumlar vardır ama asla bertaraf edilemeyecek olan şey ıstırabın kaçınılmazlığıdır.Cesaretle ıstırap çekmeyi göze almak, son anına kadar hayatın anlamlı olmasını ve bu anlamın sonuna kadar korunmasını sağlar.

...toplama kamplarında...bazı yoldaşlarımızın domuz gibi davranırken, diğerlerinin azizler gibi davrandığına tanık olduk.İnsanın içinde hangisinin gerçekleşeceği kendi kararlarına bağlı olan ik olasılık da vardır.

...ancak mutluluğun peşinde koşulamaz, o kendiliğinden ortaya çıkmalıdır.

Viktor E. Frank