adsense

8 Mart 2020 Pazar

(Marcus Aurelius) Düşünceler

Roma Hukukunun, Stoa kökenli olduğu kabul edilen üç ana ilkesi:
Honeste vivere
Alterum non laedere,
Suum cuique tribuere
---------------
Dürüst yaşamak,
hiç kimseyi incitmemek,
herkese hakkını vermek


Marcus Aurelius(MS 121-180, Roma'da doğdu), bu üç ilkeyi kişiliğinde ve davranışlarında birleştirmiş biriydi
"Hükümdarlar filozof, filozoflar hükümdar olsaydı, kentlerin yüzü ışırdı." Platon

Aurelius,  Latince 'altın' anlamına gelen 'aureus' sözcüğünden kaynaklanıyor...on dokuz yıllık imparatorluğu Roma'nın 'aurelius' diye bilinen altın çağına rastlar.

Stoacılığın MÖ 200'de Atina'da Kıbrıslı Zenon tarafından kurulduğu kabul edilir...Stoacılık Antikçağ'ın en etkili felsefe görüşlerinden biri oldu; çünkü geleneksel ırk, toplumsal konum ve cinsiyet sınırlarını aşarak, ortak bir insanlık ülküsü geliştirdi.Mutluluğun temellerini insanın içinde bularak, bunları bilgelik, cesaret, adalet ve ölçülülük erdemleriyle özdeşleştirerek, karşılıklı yardımlaşmanın birleştirdiği bir insanlık öngördü...antikçağ boyunca Stoacılık MS 2. yüzyıla kadar yandaş buldu....'doğaya uygun yaşama' olanağına sahip olan insan, kendi usunu geliştirirken tanrısal olarak yönlendirilen doğayla uyum sağlar...Bilge kişi; erdemi, dolayısıyla mutluluğu elde etmiş kişidir.En yüce iyilik erdemdir.Erdem doğaya uygun yaşamaktır.Doğaya uygun yaşamaksa usa uygun olarak yaşamaktır...Ruh, us'ta güç harcar, gerilir, buna karşılık tutkuda kendini bırakır.Bu nedenle, bilge kişi tutkudan uzak durmalıdır....bu düşünceler, zaman içinde, çağdaş hukuk sistemlerinin doğrudan ya da dolaylı olarak etkilendiği Roma hukukunun temelini oluşturacaktır.

Romalılar Stoa öğretisinden büyük ölçüde etkilenmişlerdir, bunun nedeni, Stoacı öğretinin, eski Romalıların kahramanca yaşama ideallerine, disiplinli siyasal ahlakına en uygun felsefe disiplini olmasıydı.

Marcus Aurelius'un..kendi kendine söyleşidir Düşünceler baştan sona..."bilge kişi" olmak için nasıl davranması gerektiği üzerine sürekli düşündüğünü gösteriyor...yunanca yazılmıştır...

"Bu,ben olan şey, her ne ise, biraz et, biraz yaşam soluğu ve yönetici ilkeden(us ve erdem) başka birşey değil."

"Yapmakta olduğun şeyi gerçek bir Romalıya ve gerçek bir insana yaraşır biçimde, azimle, gösterişten uzak, titiz bir ciddilik, özen, özgürlük ve doğrulukla yapmaya çalış...her türlü hafiflikten sakınarak, mantığın kuralından sapmaksızın, ikiyüzlülükten, bencillikten, yazgının sana getirdiği her şeyden hoşnutsuzluk duymaktan kaçınarak."

"Başkalarının ruhunda olup bitenlerin ayrımına varamadığı için mutsuz olan bir insana rastlamak zordur; ama kendi ruhunun devinimlerinin ayrımına varmayan bir insanın mutsuz olması kaçınılmazdır."

"...şimdiki zaman insanın yoksun kalabileceği biricik şeydir, çünkü sahip olduğu biricik şeydir, hiç kimse sahip olmadığı bir şeyi yitiremez."

"...dimdik durmalısın, başkaları ayakta tutmamalı seni...Dalgaların art arda gelip çarptıkları kaya gibi ol:Sağlam, kıpırtısız, çevresinde kaynayan suların dinginleşmesini seyreden."

"...yaşam kısadır, şimdi'den yararlanmalısın ama sakınımla adaletle."

"...bir şanssızlık aslında herkesin başına gelebilir, ama herkes yılgınlığa kapılmamayı başaramaz.Öyleyse neden, bu bir şanslılık değil de, şanssızlık olsun?...Bu bir şanssızlık değildir, ama ona yüreklice katlanmak şanslılıktır."

"İçtenlik, onur, direnç, hazlara karşı ilgisizlik, hakkına razı olmak, yetingenlik, iyi niyet, özgürlük, yalınlık, ağırbaşlılık, yüce gönüllülük.Daha şimdiden,...ne çok iyi niteliğin olduğunu görmüyor musun?"

"Düşmanından öç almanın en iyi yolu, onun gibi davranmamaktır."

"...uyumu koruduğun sürece daha çok egemen olursun."

"...benim aradığım gerçekliktir, gerçeklikten kimse zarar görmez, yanılgılarında ve bilgisizliklerinde direnenlerden başka."

"Beden daha savaşını sürdürürken ruhun savaşımı bırakması utanç verici bir şeydir."

erguvan...Eski Roma'da soyluların togaları erguvan renginde olduğundan, soyluluk belirtisi sayılır.

"Başkalarının söylediklerini dikkatle dinlemeye alıştır kendin, ve olabildiğince konuşanın zihnine girmeye çalış."

"Verdiğin her kararın ne gibi sonuçları olacağını düşün.Bu ikinci durumda, amacın ne olduğunu daha başından gör..."

"...sahip olmakta mutluluk duyduğun şeyleri aşırı değerlendirmemeye alıştır kendini, yoksa bir gün onları yitirirsen sarsılırsın."

"Dikkatini şimdiki zamana çevir.Senin ya da başkalarının başına gelenlerin bilincine varmayı bil."

bir Isparta fıkrası..."Yenilmiş bir güreşçi, rakibinin 'daha iyi bir insan' olduğunu söyleyenlere 'Hayır' demiş, 'rakibini yenmekte daha iyi'

"İnsanın kendi kötülüğünden kaçmaya çalışmaması -ki bu olanaklı bir şeydir - ama başkalarının kötülüğünden kaçınmaya çalışması-ki bu olanaksız bir şeydir- ne gülünç!"

"...zevk, ne iyi ne de yararlı bir şeydir"

"Üç türlü ilişkimiz vardır:Biri, bizi sarmalayan şeyle, bedenimizle, öteki her şeyin kaynaklandığı tanrısal nedenle, üçüncüsü ise çevremizde yaşayan insanlarla." -> madde-biçim ya da beden-ruh/zihin ayrımı, toplumsal ilişkiler üçüncü bir kategori

"İster senatoda ister herhangi biriyle konuşurken, saygılı,yapmacıksız konuş.Yalın, açık seçik bir dil kullan."

"Kişi yalnızca yaptığından ötürü değil, yapmadığından ötürü de haksızlık eder."


"'Sana dürüst davranmak istiyorum' diyen kişi nasıl da yozdur, nasıl da ikiyüzlüdür...İyi içten, sevecen insanın bu niteliklerini gözleri açığa vurur..."

"...insan zihnini tutkulardan bağımsız kılmaya ne denli yaklaşırsa, güçlü olmaya da o denli yaklaşır..."

"...hiçbir şeyi rastgele ya da amaçsız yapma."

Marcus Aurelius

1 Mart 2020 Pazar

Tartışma Sanatının İncelikleri

Arthur Schopenhauer;(1788 – 1860) was a German philosopher.

...Aristoteles'in Topika'nın son bölümünde zikrettiği yol.."Karşılaştığınız ilk kişiyle değil, fakat sadece ortaya saçma sapan şeyler atıp bunda ayak diremeyecek, otorite değil akla müracaat edecek, makul olana kulak verip ona boyun eğecek kadar anlayış gücüne ve öz saygıya sahip, son olarak hakikati her şeyin üzerinde tutacak, makul olan velev ki hasmından gelsin, onu benimsemekte tereddüt etmeyecek,yanlış ya da haksız olduğunun ispatına tahammül edecek kadar hakşinas olduğunu bildiğiniz tanıdıklarınızla tartışmaktır."

...eristik ustasının hedefi yalnızca galibiyetken, sofist gözünü şöhrete ve onunla birlikte kazanacağı gelip geçici ödüllere diker.

...kötü tedavüle girer girmez iyi kaybolur

29 Şubat 2020 Cumartesi

Eristik Diyalektik

Eristik Diyalektik tartışma sanatıdır, mutlaka haklı çıkmak amacıyla tartışma sanatı (hem haklıyken hem haksızken)...Bir tezin objektif doğruluğu ile tartışmacı ve dinleyicilerin değerlendirmesine göre geçerliliği, iki ayrı şeydir.(Diyalektik bunlardan ikincisi ile ilgilidir)

Diyalektik bir konuşma sanatıdır, onun aracılığıyla bir şey çürütülür ya da ileri sürülüp ispatlanır.
Eristik: Kazanma amaçlı tartışma bilgisi.Eris Yunan mitolojisinde anlaşmazlık tanrıçasıdır.

Antik dönemde mantık ve diyalektik çoğunlukla eş anlamlı kullanılırdı.

Aristoteles, retorik ve diyalektiği birlikte düşünmüş, amaçlarının inandırma olduğunu belirtmişti. Diğer yandan, amaçları gerçek olan analitik(mantık) ve felsefeyi de bir tuttu.

...tartışmada galip çıkan kişi, çoğunlukla önermesini oluştururken yargıda bulunma yetisinin doğru işlemesine değil, o önermeyi kurnazlık ve becerilikle savunmuş olmasına doğrudur...alıştırma yapmanın ve muhalife saldırmaya yarayan ya da onun saldırmak için en fazla kullandığı taktikler üzerinde düşünüp taşınmanın da bu sanatta ustalaşmaya çok büyük katkısı vardır.

...insan haklı olduğunda da görüşünü savunmak için diyalektiğe gereksinim duyar.Hileli yolları tanımalıdır ki onlara karşılık verebilisin.
Machiavelli Hükümdar'a komşusunun her zayıf anında ona saldırmak için yararlanmasını tavisye eder, yoksa komşusu aynı şeyi yapacaktır....Karşı taraf haksız olduğu halde devam edeceğine göre, ben de öyle yapmaya mecburum.

"veritas est in puteo" (Demokritos) -> Doğru derindedir.
Bir kılıç ustası dövüşürken düelloya yol açan olayda kimin haklı olduğuyla ilgilenmez, tek dikkat ettiği şey, hamle yapıp isabet ettirmek ve hasmının hamlelerini savuşturmaktır.

...tezi çürütmek için iki tarz ve iki yol vardır.

Tarzlar:a) konuya yönelik b)insana yönelik

...sonuncu tarz sadece kanaate bağlı göreli bir şeydir ve konuya ilişkin nesnel doğruyla bir bağlantısı yoktur.

Yollar: a) doğrudan çürütme b) dolaylı çürütme

Doğrudan çürütme tezin nedenlerine, dolaylı çürütme ise sonuçlarına saldırır; ilki tezin doğru olmadığını, ikinci ise doğru olamayacağını gösterir.

...genel olarak her tartışmada ya da argümantasyonda herhangi bir konu hakkında hemfikir olmalıyız ki bunu prensip olarak alıp buradan hareketle tartışılan soruya ilişkin yargıda bulunalım.

"Contra negantem principia non est disputandum" (büyük ölçüde Aristoteles) -> Prensipleri reddeden biriyle tartışılmaz.
Hile 1: Genişletme
Bir iddia ne kadar genel olursa o kadar, saldırılara o kadar açık olur

Hile 2: Eşadlılık
Konulan iddia genişletilir ve konuyla çok az ya da hiç alakası olmayan birşeye dönüştürülüp yeni bir önerme çürütülür

Hile 3: Mutlaklaştırma
Ortaya konulan bir önermeyi..genel bir geçerlilikle ifade edilmiş gibi almak...başka bir bağlama oturtmak (Zenci siyahtır ama dişlerine bakarsak beyazdır yani aynı zamanda hem siyahtır hem de siyah değildir)

Bu üç hile birbiriyle akrabadır.Ortak yanları muhalifin ileri sürmüş olandan değil, farklı birşeyden söz etmesidir.

Hile 4:Oyunu Gizleme
...öncülleri tek başlarına, konuşmaya serpiştirerek kabul ettirmeliyiz, önceden belli etmemeli...

Hile 5:Yanlış Önerme Kullanma
...muhalifin düşünme tarzına uygun argumanlar sunarız...onun düşünce tarzından yararlanmamız gereklidir.Çünkü yanlış önermeleden doğru sonuç çıkabilir ama doğrudan yanlış asla çıkmaz

Hile 6:Kanıtı Varsayma

Hile 7: Bir Anda Çok Soru Sorma
Öğrencilere sorular sormaya dayanan öğretme yöntemi(Sokratik de denir), antik dönemde cok kullanılmıştır
Bir anda yığınla geniş kapsamlı, ayrıntılı sorular sorularak asıl kabul ettirilmek istenen şey gizlenir, kabul edilen argüman hızla öne sürülür.Çünkü bir şeyi yavaş anlayanlar konuyu tam olarak takip edemez ve ispattaki olası hata veya boşlukları gözden kaçırır.

Hile 8: Kızdırma
Öfkeli kişi doğru yargıda bulunamaz.

Hile 9:Soru Sırasını Karıştırma
Sonuç çıkarmayı sağlayacak sorular düzgün bir sırayla sorulmaz, Hile 4 ile benzerlik gösterir

Hile 10:Zıddını Sorma

Hile 11:Sonucu Sormama
...muhalifimiz gerekli tekil durumları kabul etmişse,...çıkan genel doğruyu sormaktan kaçınmalı, bunun yerine anlaşılmış ve kabul edilmiş bir olgu olarak sunmalıyız.

Hile 12:İsim Seçme
Yenilik...Mevcut düzen..Köhnemiş önyargı...İspat edilmek istenen şey önceden sözcüğe, isimlendirmeye katılır, sonra analitik bir yargı halinde ortaya çıkarılır.Çoğu zaman bir konuşmacı verdiği isimler aracılığıyla niyetini baştan ele verir.

Hile 13:Tezat Sunma
Hile 14:Zafer Narası Atma
Hile 15:Tez Ekleme
Hile 16:Zorluk Çıkarma
...daha önce kabul ettiği bir şeyle..çelişip çelişmediğine bakarız Eğer ihtiharı savunuyorsa "Öyleyse neden kendini asmıyorsun?"
Hile 17:İnce Ayrım
Hile 18:Tartışmayı Kesme
Hile 19:Genel Düzeye Kayma
Hile 20:Sonucu Söyleme
Hile 21:Kendi Silahıyla Vurma
Hile 22:Önermeleri Özdeş Sayma
Hile 23:Abartmaya Zorlama
Hile 24:Sonuç Uydurma
Hile 25:Karşı Örnek Uydurma
Hile 26:Gerekçeyi Terse Çevirme
Hile 27:Öfkede Zaaf Arama
Hile 28:Tribünlere Oynama
Bu hile özellikle uzmanlar, fazla bilgili olmayan dinleyiciler önünde tartışırken kullanılabilir...yani itirazımız aslında geçersizdir, ama bunu ancak bir uzman farkedebilir.
Hile 29:Saptırma
Hile 30:Neden yerine Otorite Gösterme

...insanlar, genel kabul gördüğüne inandırıldıkları bir fikre ne kadar saçma olursa olsun, kolayca benimserler.

"tois pollois polla dokei"(Plato)->Çoğunluğun çok görüşü olur...sıradan insanların kafası saçmalıklarla doludur ve bunları süpürüp temizlemek çok zordur.

...düşünebilenler çok azdır ama herkes fikir sahibi olmak ister

Hile 31:Anlamazdan Gelme
Hile 32:Etiketleme
Hile 33:Sonucu İnkar Etme
Bu teoride doğru olablir ama pratikte yanlış.

Hile 34:Zayıf Noktada Israr Etme
Hile 35:Taraf Tutma
..akla hitap etmek yerine, güdüler üzerinden iradeye etki etmeye çalışırız.

Hile 36:Laf Kalabalığı Yapma
Hile 37:Yanlış Kanıttan Yararlanma
Hile 38: Kişiselleştirme
Kişiselleştirme, tartışma konusundan ayrılarak(çünkü zaten kaybedilmiştir) muhalifin üzerine gitmek, bir şekilde onun kişiliğine saldırmaktır...Böyle saldırılara..sakin bir tavırla yanlış düşündüğünü gösterirsek..daha çok gücendirir ve kızdırırız.

..yüz kişi içinde tartışmaya layık bir kişi bile zor çıkar.

...akılların karşılaşması, çarpışması olarak tartışma çoğu zaman karşılıklı yarar sağlar, kendi düşüncelerimizi düzeltmeye, yeni görüşler üretmeye olanak verir.Ama bunun için, tartışmacıların bilgi ve zihin gücü bakımında birbirine yakın düzeyde bulunması gereklidir.Birinin bilgisi yetersizse her şeyi anlayamaz, zihin gücü yetersizde, bunun getirdiği kızgınlık sahtekarlığa, hilekarlığa, kabalığa sürükleyecektir.

..konuşmacılar birbirine görüşlerini aktarırken önce kendi düşüncesinin gözden geçirip hata aramak yerine, ötekinin düşündüğünü hata olduğunu varsayar...insan,doğası gereği dediğim dediktir.

Arthur Schopenhauer

5 Şubat 2020 Çarşamba

Defterler

1452 yılında Floransa yakınlarındaki Empoli'ye bağlı Vinci köyünde doğan Leonardo...çağının değil, geleceğin insanıydı...kendisine ait olduğu kesin olarak bilinen yalnız 17 resmi kalmıştır.

...matematikçi Lucas Pacioli, Divina Proportione'nin(İlahi Oran Üzerine) çizimlerini de Leonardo hazırlamıştı.
https://en.wikipedia.org/wiki/Divina_proportione

...ona göre duyuların en önemlisi görsel algılamaydı.Çevresinde gözlenebilecek ne varsa onları gözlemlemeye, gözlemlerini en ince ayrıntılarına kadar yazmaya başladı....Resim, mimarlık, mekanik, anatomi, jeofizik, botanik, hidrolik ve havacılık konuları üstünde araştırmalar yaptı

Pek çok çizimle desteklenmiş bu bilgileri sık bir yazıyla not defterlerine işledi...Otuz bir tanesi günümüze ulaştı...Defterler bugunlere ulaşırken farklı kişilerin elinden geçmiş, bazı defterlere derleyen kişilerin isimleri verilmiştir.

Leonardo'nun notlarında iki özelllik kendini gösterir.Bunlardan biri yazıyı tersten yazması(mirror writing), öteki de yazılı sözle çizili resim arasında ilişki kurmasıdır.

https://www.mos.org/leonardo/activities/mirror-writing
https://en.wikipedia.org/wiki/Mirror_writing

Leornardo Osmanlı Sarayına yazdığı 'Leonardo nam kafir' imzalı mektubunda Haliç için tasarladığı köprüyü önermişti.
http://arsizsanat.com/istanbulda-italyan-etkisi-ve-leonardo-da-vincinin-halic-koprusu/


Leonardo'nun 13 defteri...

"Eğer siz şekillerin görüntülerini anımsayıp betimleyebiliyorsanız, ressam onları, hatta yüzlerdeki ifadeleri yaratan ışık ve gölgelerle canlanmışçasına gösterebilir; bu alanda sizin kaleminiz bizim fırçanızla asla boy ölçüşemez."

"..eğer sen ozan, sen bir öyküyü kaleminle resmediyorsan, ressam fırçasıyla, onu, daha doyurucu ve anlaşılması daha az sıkıcı bir biçimde gösterir."

"Ressam doğayla mücadele eder ve onunla yarışır."

"Gerçekte, resim bir bilimdir ve doğanın gerçek kızıdır."

"İnsanlar ve kelimeler gerçek olgulardır ve sen, ey ressam, eğer figürlerini hayata geçirmeyi beceremezsen, kelimelerini kullanmasını bilmeyen hatibin durumuna düşersin."

"...resim...gözlerin yakalayabildiği her şeyi kucaklar ve içerir, yalnızca bir tek şekil üzerinde başarılı olan kişi, bana zavallı bir usta gibi geliyor."

"Neye bakılırsa bakılsın, bir şeye bakarken şu üç şeyi göz önünde bulundurmak gerekir; bakan gözün, görülen nesnenin ve aydınlatan ışığın konumu."

"Resim özgürdür.Sonsuz sayıda yüze bakacak olsan, kimi uzun bir burun, kimi daha kısa, ama hepsinin farklı olduğunu görürsün.Ressam da bu özgürlüğe kapılabilir ve özgürlük olan yerde kural olamaz."

"...ve gerçek şu ki, o çeşitliliği görmez ve aklında tutamazsan mükemmele erişemezsin."

"...bir gece sahnesini resmetmek istersen, sahneye büyük bir ateş yerleştir; bir şey ateşe ne kadar yakınsa, rengi de o kadar ateşin rengine yaklaşacak."

"Resmettiğin figürlere, insanların kafalarından geçen düşünceleri ortaya çıkaracak duruşlar ver aksi halde sanatın asla övgüye layık olmaz."

"Bir insanı veya herhangi bir hayvanı çizerken, kaskatı duruyorlarmış izlenimi vermelerinden özenle kaçın, yani denge içinde kımıldanmaları ve tıpkı bir kütük gibi olmamaları için hareket etmeleri gerekir."

"Eğer yalnızsan, sen kendin için her şey olursun, yanında bir varsa, sen kendine sadece yarı yarıya aitsindir"

"Sen, ey çizer,...resim yaparken yavaş çalışmaya ve çeşitli ışıklar arasında hangisinin en güçlü parlaklığa sahip olduğunu bulmak için denemeler yapmaya alıştır kendini, aynı şekilde gölgelerin...birbirlerine nasıl karıştıklarını..."

"Figur, canlandırdığı coşkuyu ne kadar iyi ifade ediyorsa, o kadar övgüye değerdir."

"Öncelikle uzuvları(organ) ve işlevlerini öğrenmek gerektiğini söylüyorum..."

"Suyun kaynağına ulaşabilecek bir kişi, bir kova suyu ne yapsın?"

  "..gölge ışıktan daha güçlüdür çünkü onu engeller ve nesneleri tümüyle aydınlıktan yoksun kılar..."

"Pratik her zaman, perspektifin rehberlik edeceği ve kapı görevini yapacağı sağlam bir teorik bilgiye dayanmalıdır ve teorik bilgi olmaksızın, resmin hiçbir türünde, hiçbir şey iyi yapılamaz."

"...modelin gözü ile senin gözlerin aynı olacak sekilde yerleş..."

"Bir resim, ya da her türlü figür betimlemesi, öyle bir biçimde yapılmalıdır ki, resme bakanlar, duruş ve hareketlerinden ruhta geçenleri anlayabilmelidir."

"Genç çocuk önce perspektifi ve her şeyin oranlarını bellemek zorundadır..."

"Ressam, resim için gerekli olan matematik bilgilere sahip olmalı..."

https://www.leonardodavinci.net/

26 Aralık 2019 Perşembe

Mythos - The Greek Myths Retold

The Chaos that began everything is also the Chaos that will end everything.

Cosmos is Chaos.

Parthenogenesis: virgin birth (some lizards and even sharks)

...Gaia bore two sons all on her own.
Ouranos(Uranus) the sky covered his mother Gaia the earth everywhere..When he did so...Time began.

Cylopes; one-eyed giants
Hecatonchires; fifty heads and a hundred hands

Ouranos...he cursed them: 'For offending my eyes, you shall never see light again'

The earth is halfway between the sky and Tartarus 

...Kronos, swung the scythe back and swept it down in a great arc.The blade, hissing through the air, sliced Ourano's genitals clean from his body.

Ouranos...howled out: 'Kronos,...May your children destroy you as you destroyed me'

..the water bubble and boils.Something arises...Not just someone beautiful but Beauty itself rises fully formed from the foam.In Greek 'from the foam' can be rendered as something like APHRODITE...She alights onto a beach on Cyprus.

Rhea..gave birth to a baby girl whom she named Hestia....Kronos stepped forward, snatched the child from her arms and swallowed it whole.

Rhea..Crete..assisted by the she-goat and the Meliae she prepared to give birth in the safety and comfort of a cave on Mount Ida...She named him ZEUS

Zeus would listen as Rhea described the unhappy condition of the world under Kronos.
Rhea: "He rules by fear.He has no sense of loyalty or trust.This is not the way, my Zeus."
Zeus: "Doesn't that make him strong?"
Rhea: "No, it makes him weak..A true leader forges alliances.A true leader is admired and trusted...A true leader is loved."

Zeus leapt fleetly forward, picked up the regurgitated boulder and hurled it far, far away...Kronos...one by one he spewed up the five children he had swallowed.First out was Hera, then came Poseidon,Demeter,Hades and finally Hestia...

They would not..call themselves 'Titans'.They would be the gods.

The bloody, violent and destructive conflict that followed is known to historians as the Titanomachy.

Zeus...The eagle and the oak were his symbols were his emblems...his word was law, his power formidably great.But he was not perfect...

Refusing offers of marriage from the other gods, Hestia devoted herself to perpetual maidenhood....it was a custom in Greece to say a grace to her before every meal.

Hestia: Goddess of the hearth, home, domesticity, family, and the state

Hades and Poseidon had no love for each other and when Zeus put his hands behind his back...they hesitated...a sapphire as blue as the sea in one and a piece of jet as black as Erebus in the other.Poseidon touched the back of Zeus's right hand..."The oceans are mine"...Hades: "That means I have the underworld.Ha ha!"

As the Titans had made Othrys their mountain home, so Zeus now chose Mount Olympus, Greece's highest peak.

Hera was pregnant when the gods moved to Olympus.

No god can undo the spells, transformations, curses or enchantments of another.

Most original wed dish...Melissa's name for it was honey..."Ah yes" said Zeus. "Pine resin."

The Greeks still add pine resin to wine, call it retsina and offer it to visitors.

metamorphoses..How a god or Titan might be able to turn others or themselves into animals, plants and even solid objects, just as Zeus had done as he had chased Metis...In a twnkle Zeus trnasformed himself into a lizard and with a quick flick of a long sticky tongue Metis had been transfered to his interior...

The King of the Gods had a headache...Zeus gazed at the daughter who had caused him so much pain and smiled a warm smile...
Athena...Wisdom and insight were inherited from her mother, Metis. Handicraft, warcraft and statecraft were hers.Law and justice too...kind f beauty expressed in aesthetics..it was the kind known as Platonic...The Athenians were to prize these attributes of Athena above all others

Athena's simple gift was the first olive tree....The citizens of Cecropia in their wisdom saw the benefits of its fruit, oil and wood..changing the name of their city to Athens in her honour.

Athena, like Demeter, remained untouched by man.

Parthenos, the Greek word for virgin, was often attached to her name - hence 'the Parthenon' her template on the Acropolis.


Metis...sacrified her freedom and remained inside, she could assume the role of wise counsellor...Those who speak truth to power usually end up in chains or an early grave, but inside Zeus's head Metis could never be silenced.

Wisdom, in the form of Metis, may have whispered to Zeus in one ear, but in the other he always heard of passion...

island of Delos...Leto gave birth to a girl..Artemis and  a boy Apollo...If Artemis was silver, her twin Apollo was all gold.If Artemis was the moon, he was the sun...His proportions and lineaments remain to this day the very ideal of a certain kind of male beauty.

Apollo was lord of mathematics,reason and logic.Poetry and medicine, knowledge, rhetoric and enlightenment were his realm.In essence, he was the god of harmony.

Zeus exiled the young god, Apollo,  for the eight years to the snake's birth place beneath Mount Parnassus to atone for his crime...Apollo was tasked with organizing  a regular athletic tournaments...The Pythian Games were duly held every four years.

Olympians...Zeus sat on the throne, with Hera at his side...around them Hestia, Poseidon, Demeter, Aphrodite, Hephaestus, Ares, Athena, Artemis and Apollo -thats eleven...

Maia gave birth to a boy, Hermes.

Something is missing.Something....Zeus frowns and thinks.

The Greek for between rivers(Tigris and Euphrates) is Mesopotamia, which is how that area was always known to the Greeks.

Zeus: "Oh, good heavens, no just male.You can imagine what Hera would say otherwise..."..Not that Prometheus was against the idea...Playthings for the immortals..

Zeus:"You can befriend them as much as you like,Prometheus...But one thing they are not to have.Ever.And that is fire."

Anthropos: man (unfortunately refer only to male)=> connected to mens(mind) and manus(hand), in fact gender neutral until perhaps a thousand years ago

Prometheus, who fashioned humanity from the four elements: Earth (Gaia's clay), Water(the spittle of Zeus), Fire(the sun of Apollo) and Air(the breath of Athena)

Temptation loses much of its power when removed from sight.

Pandora..jar..more and more flying shapes buzzed from the mouth of the jar...They were mutant descentants of the dark and evil children of both Nyx and Erebus....Illness, Violence,Deceit,Misery and Want had arrived....One last little creature was left behind to beat its wings hopelessly in the jar for ever.Its name was ELPIS, hope.

Persephone emerged from Hade's domain and the cycle of birth, renewal and growth began again.In this way the seasons came about, the autumn and winter of Demeter's grieving for the absence of ehr daughter and the spring and summer of her jubilation at Persephone's return.

Mount Idas, in Phrygia,Asia Minor, Hermaphroditus hailed...in the clear waters of a spring near Halicarnassus...in an instant Salmacis and Hermaphroditus did indeed become one.One body, two sexes...male and female coexisting in one form.

Aphrodite, the supreme goddess of love and of beauty, was attended by a retinue of winged and naked godlings called Erotes.

Anteros- uncondional love
Eros-the leader of Erotes, god of physical love and sexual desire
Hedylogos- the spirit of the language of love, love letters, romantic fiction
Hermaphroditus-the protector of effeminate males, mannish females
Himeros- the embodiment of desperate, impetuous love
Hymenaios-the guardian of the bridal-chamber and wedding music
Pothos- the personification of longing, of love for the absent and departed

Inachus..was the first king of Argos in the Peloponnese peninsula..his consort Melia bore him two daughters, Io and Mycene.

Io also had a daughter by Zeus, called Keroessa, whose son Byzas went on to found the great city of Byzantium....Io may have been a cow, but she was a very influential one...

Hephaestus...had developed a strong passion for the goddess..Athena..tried to force himself on her..suceeded only in spilling his seed on her thigh...The sodden fillet landed on the ground and Hephaestus's divine semen seeped into the earth and Gaia was made pregnant.From her was born a boy, Erechtheus....the legendary founder of Athens.

Phoenicians...it was the invention and propagation of the alphabet that gave them such an advantage over their neighbours and rivals.

Holistic, a Greek-derived word....dealing with or treating the whole of something or someone and not just a part

Tantalus ruled the kingdom of Lydia in western Asia Minor...Mineral deposits from nearby Mount Sipylus yielded him enormous riches...Cybele, the Anatolian mother goddess, into the rock of Mount Sipylus. (Spil Dağı, Manisa)..'Aglayan Kaya'...Niobe's tears...(Niobe was insulting Leto...Artemis and Apollo went straight to Tebes, where they hunted down every one of Amphion's and Niobe's fourteen children)

Lydian mode...

The aulos fell to earth in Asia Minor, in the kingdom of Phrygia, near the source of the maender river where it was picked up by a satry called Marsyas...Marsyas the Musical.

Narcissus...he caught his breath in astonishment when in its waters, he saw the loveiest face he had ever laid eyes upon...Narcissus raised a hand.The boy raised his hand in reply....lay down again and brought his face closer to the water...

Midas..goldfinger..king Midas's ears-Midas has ass ears...

website for Greek myth resources: theoi.com

by Stephen Fry

15 Aralık 2019 Pazar

Akılla Bir Konuşmam Oldu

"...bir orkestra eserini, piyano başındayken bestelemeniz iyi bir fikir değildir.Piyano sesleri, kafanızda duyacağınız orkestraya mani olabilir."

Müzikte üç ana unsur vardır:
Melodi
Armoni
Ritim
"İstanbul Senfonisi besteliyorsak İstanbul müziklerinden, melodi-motif-makam ve aksak ritimlerinden, köçekçe ve saray musikisinden bir şeyler katmalıyız...ney ve kudümü Batı orkestrasının içine monte ederken aslında "yenilikçiyiz"dir.

köçekçe: Çoğu karcığar veya ağırlama makamında, kıvrak ve şen oyun havası.

İnsanlar sizi, sizin müziğinizde güzel kılar.Özünde iletişimdir müzik.

 ...Ortam çok mühim...Piyano teknisyeni(akordör), müthiş mühim bir konudur... Piyano'nun hangi salonda, nasıl tınladığı bile ayrı konudur...Rutubet bile bir faktördür!

Tonmeister...kayıt teknisyeni...Kayıt yaparken, piyanoya çeşitli mesafelerden birkaç mikrofon yerleştirilir.

Bu ölümlü hayatta yıkmak kolaydır.Var etmek, yaratmak zordur.

Yılda 120 konserlik hayatımda, her yıl 50-60 orkestranın önünde solist olarak oturan biriyim.

soprano:Kadın veya çocuklarda en ince ses

bariton:Tenor ve bas arasındaki erkek sesi

Müfredat sadece okul değildir...sizi özgür bir birey olarak topluma kazandırmaya çalışan anne ve babanızdır.Size kitap veya müzik tavsiye edebilen aydın dostlarınızdır.

"Arda kalan; sevmek, düşünmek ve anlamak..." Nazım Hikmet

Çocuğunuzu müziğe yönlendirin.İleride, hayatında, müzisyen olsun olmasın, müzik yapmak verimli insan olma yolunda her daim büyük bir kazançtır.

Çocuğumuzu, yeteneği olduğu şeye yönlendirmeliyiz.Bir çocuk yeteneğini, doğallığıyla, ilgisiyle açıkça belli eder zaten.

"Dünya mükemmel olmadığı için sanat vardır." Andrey Tarkovski

Mozart 35 yıllık ömründe,  600'den fazla eser besteledi...20 opera, 41 senfoni, onlarca konçerto, sonat, oda müziği ve vokal eser...Dünyada en 'anlaşılamamış' insan üretimi bence.İnsanüstü demek daha doğru olur...ve 35 yıllık ömründe 620 eserinin 570'ini 10 yaşından sonra besteledi...

İdil Biret...'dünyaca meşhur' diyebileceğimiz ilk Türk müzisyendir...Vardığı nokta tartışmasızdır.




11 Aralık 2019 Çarşamba

Bir Ömür Nasıl Yaşanır?

Herkes kendi talihinin mimarıdır; "faber est suae quique forunae"

Hayat duygularla çalışılacak ve resmedilecek bir kompozisyon, aynı zamanda mantıklı yazılacak bir rapor gibidir.

...tek yapacağımız öğrenmek, dikkat etmek ve yöntemli yaşamaktır.

Yüzünüz her zaman yaşadıklarınızın bir aynasıdır.Olgun ve bilge bir çehre edinmeniz dileğiyle...

Hikaye, roman okumak insanı çok dinlendiriyor, cok da hafızasını açıyor.Sakın unutmayın, en önemli şey hafızadır.

Hayatımız temel olarak dörde ayrılır.12-25, 25-40, 40-55 ve 55 sonrası....25-40 arasında hayata karışır, söz söylemeye başlarsınız.40-55 arası olgunluktur, otorite olma dönemidir.55 ve sonrası ise demlenme zamanıdır.Bu yaşlarda çok birşey yapmazsın, yeni şeyler ortaya koymaz, genelde tekrar edersin.

12-25 yaşları arası aslında her şeydir...zihin, hafıza ve beden sağlığının en yerinde olduğu bu dönemde hem okuyup öğrenmek hem spor yapmak hem de etrafı gözlemek lazım....

Kendini göstereceksin, mesleğinde kaliteni ispat ediceksin, eser vericeksin...Gottfried Leibniz 19 yaşında doktora vermiştir....Mozart, 35'inde hayata veda etti...Prosper Merimee...

Eğitim çok uzun...Daha kötüsü, hiçbir işe yaramıyor...Bu eğitim tam aksine, insanların yaratıcı taraflarını öldürüyor.

Küçük yaşta çıraklığa gidenler zaten hep çocuk kalır.

...İstanbul Yenikapı'da geçenlerde bulunan iskeletlerin yaş ortalaması 35'ti.Bunlar milattan sonra 5. ve 6. yüzyılların liman halkıdır....Yani adamların hayatının bittiği yaşta, bizim çocuklar halen birşey öğrenmeye çalışıyor; hayata atılmıyorlar.Çok açık ki yanlış ve verimsiz bir çizgideyiz.

Bugünkü aklım olsa hem Doğu'yu hem Batı'yı öğreten bir üniversitede okur,...İsrail çok müsait üniversiteler sahiptir... sonra da İtalya ve İran'da uzunca araştırmalar yapardım.

Ben insanları arar bulurum.İyi hocalardan eğitim almak için bizzat çok uğraşmışımdır...Kimsenin sizi bulmasını beklemeyin.

25-40 arası tam bir restorasyon çağıdır...İhmal ettiğiniz şeyleri yapabilirsiniz, bu son bir fırsattır...bir şeyler aklınızda kalsa da öğrendiklerinizi daha çabuk unutursunuz...25-40 arasını kesinlikle sağlıklı, dengeli ve disiplinli yaşamanızı öneriyorum.

...çok okumanızı, gezmenizi, yeniden öğrenmenizi, dil dahil eksikliklerinizi tamamlamanızı öneriyorum....İnsanın hangi alanda çalışıyorsa çalışsın, eserlerini 25-40 yaşları arasında vermeye gayret etmesi gerekir.

40'lı yaşlar insana bir olgunluk, sakinlik, derinlik getirir...Bu yaşlar artık topluma karşı bir döküm yapmaya başladığınız yaşlardır...Bu dönemde yazdıkların, çizdiklerin daha başka olucak, bunu fark edeceksin.

Veriminizi esasen 30'larınızda göstermelisiniz.Makine işlemeli, yoğun bir şekilde çalışmalısınız...40'larınıza çalışarak ve eser vererek girmelisiniz...

...en azından 70'ine kadar eserler vermeye devam etmeniz gerekir.Şüphesiz ustalığınızı kullanmalı, derinliğinizi göstermelisiniz.Bunları yapacaksınız ama karşınızda bir düşman bulacaksınız.Hafıza...

Esas olan 25'ine kadar öğrendiklerinizdir.O yaşa dek okuduğunuz kitaplar, seyrettiğiniz filmler,gördükleriniz, hayatınız boyunca sizinle kalır.Belli yaşlardan sonra öğrendiklerinizi aynı hızla unutuyorsunuz.

Halil İnalcık, 90'ından sonra..."Türk Tekstil Tarihi", Osmanlı İmparatorluğu'nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi"
Claude Cahen, 50'sinden sonra "Osmanlılardan önce Anadolu"

Özel hayatınızla ilgili kimseyi dinlemeyeceksiniz....Kendi yolunuzu kendiniz çizmeye çalışın...Her şeye, her söze kulaklarınızı kapayın da demiyorum...

Tavsiyeleri işe değil, kişiye bakan insanlardan almalısınız.Bu tipte insanlar sizin kim olduğunuza,nasıl bir birikimle geldiğinize, neye ihtiyaç duyduğunuza bakar.Yoksa ezbere tavsiye vermek çok kolaydır.

Beyninize yeni bir kapı acacak, size bir değer katacak insanla bir araya geldiğinizde bir şey öğrenirsiniz; bir şey düşünürsünüz; yeni bir yere bakmaya başlarsınız...Dilinizi, intibaınızı, tecrübe ve görgünüzü geliştiren; dünyaya bakışınızı değiştiren insanlar önemlidir...

Yeni ve farklı ilişkiler kurmaya çalışın...emek isteyen, girişkenlik gerektiren ilişkiler kurduğunuzda, ummadığınız farklı dünyalara girersiniz.Görgünüz artar, bilginiz genişler, bakışınız derinleşir.

Arkeolojide..ancak merak edersen, soru sorarsan zevk alırsın...Biraz bilgiliyseniz sizi gezdiren arkeolog da zevk alır.

Bir dilde İncil'i bilen diğer dillerdekini okurken, yapıyı ve ifade biçimini daha kolay anlar; çünkü İncil asında basit üsluplu, yani öykülemeye, nakle dayanan bir kitaptır.

Kendi kapasiteniz altında çalışmayın, kendinize bol ya da dar gelen bir gömleği giymekten kaçının.

İnsana değer katan insanla beraber olun.

Memleketten soğuduğun an bırakacaksın.Bir şekilde buradaki çevreyle, insanla, memleketle barışık değilsen...lütfen bırak; çünkü yapamazsın.

Sevgiyle büyüyen her insan iyi bir insan olur.

Torun insanı hayata bağlıyor, toprağa bağlıyor, geleceğe bağlıyor.

Ne yaşadıysanız yüzünüze yansır....yaşayın, gezin, görün, keşfedin, başkalarıyla ilgilenin, okuyun, sevin...Yüzünüz ifadesiz kalmasın.

Her hak sorumluluk gerektirir.

İnsanın derinliğini gözler ele verir.

Entelektüel, üstüne vazife olmayan işlerle ilgilenen kişidir.

Eski Yunan münevveri dünyayla ilgilenmiştir ama eski Roma münevveri bu anlamda bir adım daha ötededir...Çünkü Romalı, evvela kendinin olmayan bir dili öğrenirdi.Yunan bunu öğrenmezdi.

Kendinizi geliştirmek istiyorsanız, işinizle gücünüzle ilgili olmayan konularla da ilgileneceksiniz.

Atatürk...J.J. Rousseau'nun İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı adlı eserini derinlemesine okumuştur.

Karizma...Weberyan bir tabirdir.."Yanılmaz" ve "güvenilir" anlamında kullanılır.

Ataturk'teki "Rumeli inadı" diyebileceğimiz, "olmalı" dediği an "olabilir" seçeneğini de ortadan kaldıran irade bugun herkese lazımdır.

Dışişleri ve diplomatlar..."Devlet" dediğin zaman,devlet terbiyesi, vakıf oldukları devlet anlayışı, kavrayışları ve sergiledikleri davranışlar başka türlüydü...bizim temsilcilerimiz esasen önyargılarla uğraşmak zorundadır...Bunda başarı kazanmak için de donanımlı ve her daim hazır olmak gerekir.

İnsan ancak önündeki modele bakarak kendini belirleyebilir.O model başka dünyalar kurabilen biriyse sen de o dünyaya adım atabilirsin.

Dil, dünyanızı rahatlıkla değiştirir, sizi farklı, belki hayal bile etmediğiniz yerlere taşıyabilir.Demek ki içinde bulunduğunuz çevreyi, öğrendiğiniz dil sayesinde yırtacaksınız. Ama unutmayın, tek bir dil öğrenmek asla yetmez.En az iki-üç dil bilmelisiniz.

Aydın olmak için şu üç şey muhakkak gerekir: Yabancı dil, hukuk bilgisi, mukayese becerisi

Bana göre Venedik, Napoli, İstanbul ve Kahire'yi yaşamamış insanların aydınlanması zordur....bu şehirler size yaşamı ve ölümü, görkemi ve sefaleti aynı anda sunuyor. Bunların yanına bir de İskenderiye olabilir.

Derinliği görmeniz lazım sizin, çünkü insanlar arasında derinliğe sahip olanlar azdır, hep az olmuştur.

Merakınız olucak, gidişata bakacaksınız, olaylara müdahil olacaksınız. İçine girmeseniz bile ne olup bittiğini bilmeniz gerekir.Dünyayı takip edeceksiniz...tutkuyla, hakkını vererek....

İlber Ortaylı